Sayfalar

kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2016 Perşembe

Stefan Zweig, Dostlarla Mektuplaşmalar [Kitap Yorumu]

Bu kitapta Stefan Zweig'in ünlü ve kişilikleri birbirinden olabildiğince farklı altı edebiyatçı ile yazışmasını okuyacaksınız.
Onlarla görüş alışverişinde bulunması, dostluklar kurması hatta Arthur Schnitzler ile baba-oğul gibi olması...
Freud'a beslediği hayranlık...

Tüm bu mektuplar, kitaplarını çok sevdiğimiz  Zweig'in  hayatına merakla bir bakış atma isteği uyandırıyor.

Zweig mektupları için diyor ki: ''Mektupları okuyacak zamanınız ve keyfiniz var mı şu sıralar? Olacağını umarım.''

Olmaz mı :)

Biraz araştırdım da  Zweig üne kavuştuğunda daha çok gençmiş. o yıllarda tanıştığı, kendinden oldukça yaşlı ve ünlü yazarlarla yapmış olduğu bu mektuplaşmalar da günümüzde belge niteliği taşıyormuş.

İlginç... Çok ilginç bir kitaptı.

Altı yazar... Günümüzde 'unutulmamış' altı yazar.
Mektuplar ad görüyoruz ki Zweig, Rainer Maria Rilke ile görüş alışverişinde bulunmuş. Sigmund Freud'a hayranı büyük. Her ikisi de Yahudi ailelerden geliyormuş ve Nazi döneminde İngiltere'ye beraber kaçarak dostluklarını pekiştirmişler.
Arthur Schnitzler'i hep ustası olarak görmüş. Onunla rahatça edebiyatı tartışıyor. Ama asıl ustası, 'Büyük Usta' dediği kişi Maksim Gorki.  Gorki'nin yanında Tolstoy'un bile başarıya ulaşamadığını düşünüyor.
Eleştirel yaklaştığı, görüşünün yanlış olduğunu düşündüğü kişi ise Hermann Bahr. Bu fikrini belirtirken bile saygısından ödün vermemiş tabi.

Yazarları tanımak ayrı, onların aralarında ki yazışmaları okumak ayrı bir deneyimdi gerçekten de.
Soluksuz, merakla, bir çırpıda okudum, bitirdim.

Stefan  Zweig'in kitaplarını sevenler, onu tanımak için Dostlarla Mektuplaşmalar'ı okumalı.

''Yaşamda mektupların tuhaf bir rolü vardır. Onları severiz, sonra onlar unutulur, yitirilir, fakat günün birinde yine anımsanırlar.''




11 Ağustos 2015 Salı

Bıraktığın Yerde Bekler Mi Aşk? ( Ön Okuma ve Tanıtım)



   Bu sıcak yaz günlerinde kitap okumak bile bazen insanı o kadar zorluyor ki.. Ehh birçoğumuzda bu sıkıntıdan muzdarip. Sanırım Nemesis Kitap bizim bu isyanımızı duydu ve tam da bu zamanlarda okunacak kitaplar sunmaya başladı. Bizde sizin için bu güzel kitaplardan birinin ön okumasını hazırladık. Biz okurken çok keyif aldık. Umuyoruz ki siz de seveceksiniz :))



15 Mayıs 2015 Cuma

Hilekar, R. Gaye Önel [Kitap Yorumu]



Postiga Yayınları'nın kitap baskısı kaliteli oluyor. Bir çoğunun kapağı da ilgi çekici. Nitekim Hilekar'ın da baskısı kaliteliydi fakat bu defa kapak görseli ilgimi çeken ilk şey değildi. Hatta dürüst olmak gerekirse kapağını pek beğenmedim. =) Hilekar'ı duyduğum ilk an okumaya karar verdim çünkü bir Türk'ün kaleminden çıkma fantastik bir romandı. Biliyorsunuz Türk yazardan çıkma fantastik roman sayısı bir elin parmakları kadardır. Merak ettim. Nasıl etmeyeyim? Başarılı olmuş mudur?... Elime aldım, aldığım gibi de bir an olsun sıkılmadan okuyup bitirdim. 

Hilekar akıcıydı. Karakterler ilgi çekiciydi. Ve en önemlisi de çoğu Türk yazarın yaptığı hataya düşmemişti: Konu bir noktadan sonra saçmalamamıştı. =)

Gaye: Benden üç yaz küçük bir kız. Türk. Yazar. Hayal gücü benimkini üçe katlar. Kalemi iyi. Ara ara çocuksu bulduğum noktalar da oldu kitapta. Fakat yazdıkça çok daha iyi olacak bu belli. Zaten fantastik yazmak çok çok zordur ki Gaye bunu başarmış. Hele de kitaba öyle bir son yazmış ki! Ağzım açık kaldı. Kitaba başladıktan sonra beğendim deyip, sıkılmadığım için de devam ettim... Okumaya devam ettikçe serinin ikinci kitabını düşünmeye başladım. Ama kitabın sonu, o son sağ olsun! İkinci kitabı deli gibi istiyorum şuan. 
=)=)=) Gaye! Spoi ver bize Gaye! =)=)=)

Kitabın konusuna gelecek olursak... 

Hilekar; iblis avcısı Cassandra ile şeytanın oğlu, kara kanatlı, yakışıklı bir yüksek seviye iblisi olan Aidenhell'in aşk hikayesiydi. Fantastik romanda da aşka takılan bir ben varımdır yahu. =) Yani bir de tabi fantastik yönü vardı: Aidenhell'in Cassie'yi esir alması, meydan da olan bir kehanet vs. vs. var ki... Boş verin. Hayatlarında bir çok tehlike varsa ne olmuş. Aşka kim / ne engel olabilirmiş? ... Kendilerinden başka. Of! O noktaya değinmeyeceğim. Merak edin. =)

Yahu ne de güzel konusunu anlatıyorum. Aşka takılıp kaldım... Ya da benim durumumda Aidenhell'e.

Her neyse. Kitap Aidenhell'in Cassie'yi ölümden kurtarması ile başlıyor. Cassie ise ölüme, kendi iblis avcısı grubunun ihaneti üzerine yakalanıyor. Aidenhell'in onu ölüm meleğinin elinden kurtarmasının sebebi ise istediği şeyin elde etmenin tek yolunun Cassie'nin yardımından geçmesidir. Bu şekilde olaylar başlar. 

Başından sonuna tek bir an da olaysız geçmez. 

Sıkılmadan okuyabileceğiniz değişik bir fantastikti. Hem dolu dolu hem de bir o kadar yalındı. Tavsiye ederim okuyun. Seveceksiniz. Fakat unutmayın Hilekar'ın yazarı Türk. Yabancı fantastiklerle kıyaslama yapmayın.


4 Mart 2015 Çarşamba

Uyuyana Kadar / S.J.Watson (Yorum)




Gene bir gerilim polisiye romanını soluksuz okudum.

S.J.Watson'ın ilk romanı ''Uyuyana Kadar'' heyacanla okuduğum bir kitap oldu;bu yüzden Doğan Kitap'a teşekkür etmek istiyorum.

Uyuyana Kadar adlı eserdeki kahramanımız amnezi hastası Christine Lucas,her gün kendini yeni biri olaraka hiç birşey hatırlamadan uyanıyor.Geçmişi,yaşadığı yer,hayatı hakkında hiç birşey hatırlamıyor.Ve bunu hergün kısır döngü gibi yaşadığını düşünün.Gerçekten insan çıldırır.Ve etrafınızdaki insanların özellikle sizinle birlikte her sabah yanınızda kalkan birinin fotoğraflarla size açıklama yaparak geçmişinizi asize tanıtan eşiniz;ancak bir zaman sonra onunda sizden birşeyler sakladığını anlıyorsunuz.

Kitap çalan bir telefon le başlıyor.Kendisini Dr.Nash olarak tanıtan kişi Christine doktoru olduğunu iddia ediyor ve ona günlük tuttuğunu,günlüğün yerini ve ziyarette geleceğini söyler.Gün içerisinde doktoru ile diyalogları kocası ile arasında geçen diyaloglar,sorguladığı gerçekler....

Diğer okuduğum gerilim kitaplarından oldukça farklı bir gerilim kitabı.Sürükleyici,merak uyandırıcı ama en önemlisi umulmayan br sonla nihayete eren.

Eğer sizde farklı bir gerilim kitabı okumak isterseniz edebi kaygınız olmadan okuyabilirsiniz.

28 Ocak 2015 Çarşamba

Kördüğüm, Calia Read [Kitap Yorumu]

Kördüğüm'ü elime almamla bitirmem arasında dört saat var. O dört saat boyunca bin bir türlü duygu fırtınası yaşattı bana. 

Kitaba başlamadan önce methini çok duymuştum. Fakat konusuna dair hiç bir fikrim yoktu. Heyecan ve merakla kitaba başladım. Önce bir ne oluyoruz falan dedim: anlatım kızın ağzından ve kitap direk Naomi'nin akıl hastanesinde olması ile başlıyor. Bir Max diyor, bir Lachlan. Fallik! O, iki erkek arasında gidip geldikçe ben kıza gıcık oluyorum ama bir yandan da ben hangisine aşık olacağıma karar vermeye çalışıyorum. :)):))
Bu kitabı başlarda, okuduğum yorumlarda abartmışlar diye düşündüm. Fakat ilk golü hiç beklemediğim bir anda yedim. Onjdan sonra kitap ilerledikçe bende türlü türlü düşünceler oluşmaya başladı. Kitapla ilgili fikirler üretip duruyorum. Ben kesin şu şekildedir diyorum, sağdan bir gol yiyorum. Ben bu şekildedir diyorum; şaşırıp kalıyorum aynı yeri iki defa okuyorum. 

Yazar olağanüstü bir kurgu oluşturmuş. Kelimelerle çok iyi oynamış. Yazarın kağıda aktardığı her duyguyu yakalıyorsun.

Kördüğüm tam anlamıyla bir gizem yuvası. Acayip etkileyici bir romandı. Bu kitap seri değil ama umarım ki bu yazardan başka kitaplar okuruz.

Kitabın konusunaysa pek değinmek istemiyorum. Çünkü konu öyle bir şekilleniyor ki... Mesela ilk başlarda Naomi, Max ile beraber... Gibi ;-) Zaman zaman çocukluğuna dönüşler var ve orada da Lachlan ile beraber fakat onların ilişkisinin bir sonu yok. Lachlan her zaman onun yanında olan kişi. Max ise bambaşka bir konu. Yazar bu konu da adamı ters köşe ediyor. 

Naaomi ise aslında kitap boyunca tımarhane de ve doktora başından geçenleri anlatırken bir nokta da kendini tamamiyle bambaşka bir... Kurgu. Evet kurgu da buluyorsun.

Çok karışık oldu. :)):)) Kısacası Naomi'nin hepimizi inandırmak istediği bir hikayesi var. Kendide bu hikayeye inandığı için akıl hastanesinde yatıyor. Fakat şöyle de bir gerçek var ki o deli değil.
Aklınız karıştı değil mi? :)):)) Daha çok karışacak. Çok şaşıracaksınız.

Bu kitap tam bir kördüğüm.

Ve gerçekten ama gerçekten sıkılmadan okuyacağınız bir roman. Kitap çok iyiydi. Uzun zamandır bu kadar şaşırtıcı bir kurgu okumamıştım.

Biraz daha farklı bir roman arıyorsanız; Kördüğüm can-ı gönülden tavsiyemdir. 


29 Aralık 2014 Pazartesi

Gerçek Renkler / Kristin Hannah (Yorum)



                                                   Orjinal Adı: True Colours
                                                           Sayfa Sayısı: 508
                                                   Yayınevi: Pegasus Yayınevi
                                                      Yazar: Kristin Hannah
                                                      Goodreads Puanı: 3.86


   Kristin Hannah'la tanışmam açıkçası Ateşböceği Yolu ile oldu ve iyiki de oldu.Hatta kendime bile kızdım.''Niye bu kadar geç kaldım?'' diye, ama zararın neresinden dönersen kar kardır. :)

   Yazarın üçüncü kitabı Gerçekler Renkler'i bitirdim. Ama bir şey belirtmek isterim,belki benimle aynı fikirde olmayabilirsiniz ama ben daha önceki okuduğum iki kitabındaki (Ateşböceği yolu ve Kış Bahçesi) tadı alamadım. Evet, kitap kendi gerçekten çok güzel bir şekilde okutturuyor, bu da sanırım yazarımızın püf noktası. Yazarın anlatımı, hayal gücü ve kurgusu gerçekten çok güzel fakat çevirmen çok iyi çevirememiş kendinden eklediği cümleler çok olmuş, bu da nazar boncuğu olsun Pegasus'un.

   Gelgelelim konusuna kitabın; Vivi Ann, Winona, Aurora çiftlikte büyüyen üç kız kardeştir. Küçük yaşta annelerini kaybeden bu kızlar birbirlerine daha da bağlanmıştır. Winona, ailenin en zekisi olup avukat olmuştur. Water Edge, yani çiftliğin hukuksal ve mali işlemleriyle ilgileniyor. Aurora, ailenin ikincisi kendi halindedir. Richard adlı bir doktorla evlenip iki çocuk annesidir. Vivi Ann, ailenin gözbebeğidir. Her zaman babasının desteğini alan Vivi Ann, Water Edge elinde tutmak için herşeyi yapmaya hazırdır. Kasabaya gelen kızıldereli Dallas hayatlarına girene ve Vivi Ann ona aşık oluncaya kadar herşey artı ve eksileriyle devam etmekteydi. İlk önce bu ilişkiye Winona, daha sonra Harry (evin babası) karşı çıkmıştır. Fakat Vivi Ann ve Dallas hiç kimseyi dinlemeyip aşklarına devam etmiştir.Fakat bu aşkla birlikte bir çok felaket onları takip etmiştir.

   Kitapta yaşanan maceralardan, aşk, nefret, ihanet, intikam, sevgi, aile bağlılığı,kardeş kavgası yani hayatın bize getirmiş olduğu yaşanması gereken ya da yaşanması muhtemel olan her şey var. Bu kitap aynı zamanda sadece kardeşler arasındaki ilişkiyi değil, aile olma hissini taşıyan herkesin okuması gereken bir roman.

22 Haziran 2014 Pazar

Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları / Ransom Ringgs (Yorum)


Orijinal Adı: Miss Peregrine's Home For Peculiar Children
Sayfa Sayısı: 358
Yazar: Ransom Ringgs
Goodreads Puanı: 3,77
Yayınevi: Sayfa6 Yayınları
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı

Sayfa6 Yayınlarının okuduğum bu ikinci kitabıydı. İtiraf etmeliyim ki biraz hayal kırıklığı oldu kitap bende. Kitabın genç yetişkin olduğunu bilmiyordum. Ki bu tarz kitapları okumaktan genelde kaçınırım. Bana pek hitap etmiyorlar. Ama eğer ki kitabın okuyucu kitlesi olsaydım (yaş bakımından) kesinlikle severdim. Hikayemiz bir çocuğun dedesinden dinleyerek büyüdüğü hikayelerin, dedesinin ölümüyle peşine düşmesini barındırıyor. Cidden hikayenin peşine düşüyor hani. Çünkü yaşadığı yerin çok uzağına gitmesi gerek. Orada karşılaştığı şeyler ve bulunduğu durum hikayemizi biraz daha fantastik kılıyor. Neden mi derseniz, uçabilen bir kız, görünmeyen bir çocuk gibi bir çok farklı kişilerle tanışıyor. Hem de dedesinin bahsettiği arkadaşları onlar. 
Yani kısaca anlayacağınız hani çocukken sırf korkutmak için anlatılan hikayeler vardır ya tıpkı onlar gibi. Ama kitabın sonuna geldiğiniz de kitabın içinde yer alan resimlerin gerçek olduğu ve bir kaçı dışında resimlerde oynama olmadığı belirtiliyor. Yani hikayenin kısmen doğru olması gibi... Nedense bana pek inandırıcı gelmedi. Belki de yaşımdan dolayıdır. :D
Ehh gerisine de siz okuyup karar vereceksiniz...


Kitaptan Alıntı;

''İnsanın bol parası olduğu zaman önem vermediğini söylemesinin kolay olduğunu da unutmamak lazım.'' s/60


Kitapla ve Hoşçakalın...



20 Haziran 2014 Cuma

Kırmızı Üniformalılar / John Scalzi (Yorum)


Orijinal Adı: Redshirts
Sayfa Sayısı: 325
Yazar: John Scalzi
Goodreads Puanı: 3.81
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı

Bilim kurgu bana göre yazım dünyasının en zor dalından biri olmuştur hep. Neden derseniz bütün hikaye gerçek üstü olmak zorunda ve bunu yazmak da hiç hafife alınacak bir şey değildir. Tamam hepimiz gerçek üstü şeyler düşünüp hayalini kurabilir ama ya bunu yazıya dökmek gibi bir düşüncemiz olsaydı ve bunu geliştirip sonlandırabilir miydik acaba? 
Bence çok zor...

İşte bu kitapta bu zorluğu başarıyla üstesinden gelmiş bir yazarın bana göre belgesidir. Konu şimdiki zamandan çok farklı. Olaylar birbiri ile öyle ustaca örülmüş ki, nasıl bir hayal gücü var yazarda okuyarak çok iyi anlıyorsunuz.

Gözüek'e yeni atanan Dahl ve arkadaşları kısa zaman sonra burada olan olayların çok sıra dışı olduğunu fark eder. Tabii bunu ilk Dahl far eder ve diğerlerinin de bu olağan dışı olayları fark etmelerini sağlar. Bu olaylardan en dikkat çekici olanı ise üst kademelerin asla ölmemesi ve aldıkları ölümcül yaraların çok çabuk iyileşip hemen ayağa kalkmalarıdır. Tabii alt kademelerin de her görevde en az biri ölür. Dahl ve arkadaşları bu konuyu araştırmaya başlarlar. İlk öğrendikleri şeyse inanmakta oldukça zorlandıkları bir konudur. Aslında bu bir senaryodur ve onlarda bu senaryoda figüran oldukları için ölmelerinde bir sakınca yoktur. Çünkü senaryo gereği asılların yaşaması için yan karakterler ölür. Ama grubumuz hayatlarını kazanmamın yolu bulur ve bu yol zamanda bir yolculuktur. Dahl ve arkadaşları dünyaya gitmeleri ve bu senaryoyu değiştirmeleri gerekmektedir.

Eğer bilim kurguyu seviyorsanız bu kitabı okumalısınız. Yok eğer hiç bilim kurgu okumadıysanız bu kitap size güzel bir başlangıç sağlayacaktır.


                        Alıntılar 


''Bir şeyin niye varolduğunu bilmiyorsan o şey hakkında hiçbir şey bilmiyorsun demektir.'' s/97


''Anlatım kontrolü devraldığında hep öyle olur. Hiçbir şey mantıklı yürümez. Fizik kuralları kahve molası verir. İnsanlar akılcı düşünmeyi bırakıp dramatik davranmaya başlar.'' 


''Hayat böyledir Andy, karman çormandır. Hepimiz ona aynı şekilde uymayız.'' s/238

19 Haziran 2014 Perşembe

Okunacak Listem



Herkese Merhaba...

Biz okurların her zaman ki en başlıca sorunu 'acaba şimdi ne okusam?' olmuştur hep. En azından benim için bu durum tartışılmaz liste başıdır. Kafamda hep bir sıraya koysam da okuyacaklarımı veya bir sonraki okuyacağımı belirlesemde nedense o an seçilenin yerine hiç aklımda olmayan bir kitabı okuyor olarak bulurum kendimi. Ve o güya seçilen kitaba bir türlü sıra gelmez. Bundan dolayı elimde çok eskilere dayanan alınmış yığınla kitap olur. Ben de hem eski aldıklarım hem de yeni gelenlerden kendime bir karma yaptım ve bir oku listesi oluşturdum. Umarım bu listeye bağlı kalırım. Aslın da bu sefer bayağı bir ümitliyim nedense :D

Şimdi gelelim listeme:


Aslında on kitap yazdığımı sanıyordum ama listeleme de rakam yanlışlığı yaptığımdan dokuz kitap yazmışım...Kimi kitap dediğim gibi elimde uzun zamandır vardı ama genelde yenilere düşkünlüğümden okuyamamıştım. Zaten bu listeyi de sırf onlarda okunsun tozlu raflarıma karışsın diye yaptım ne yalan söyleyeyim..

Sizin de var mı listeniz? Bence vardır mutlaka.. Siz de benimle paylaşır mısınız? Belki bu yolla beni daha fazla masrafa sokacaksınız ama olsun. Bilgiler paylaşılmalı.. Kitaplar paylaşılmalı mı? Bence hayır! Çünkü geri gelmiyor. Gelse bile benim gözüm gibi baktıklarımı sanki gözümü çıkarmak isterlermiş gibi yıpranmış getiriyorlar. O sebeple ödünç kitap vermem, istemem. İsteyen olursa da dış kapıyı gösteriyorum :D 


Kitapla ve Hoşçakalın...




18 Haziran 2014 Çarşamba

Travma / Agnes Hammer (Yorum)


Orijinal Adı: Dorfbeben
Sayfa Sayısı: 299
Yazar: Agnes Hammer
Goodreads Puanı: 4.20
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı

Bu güne kadar okuduğum en gereksiz kitaplar listesin de yerini aldı maalesef... Goodread puanına da çok güvenmiştim halbuki. Tabii bu kitabı almam da başımın etini yiyen biricik arkadaşıma buradan çok sevgilerimi gönderiyorum. Artık o anlar onu ne kadar sevdiğimi :D

Kısaca bahsetmeliyim sanırım kitaptan. Ama inanın ne anladığımı sorsanız bile size bönbön bakmaktan öteye geçemezdim. Ehh her şeyin bir ilki varmış ne yapalım...
.
Mattias işitsel yönüyle diğer insanlardan daha gelişmiş bir gençtir. Tıpkı teyzesi Lena gibi.
Normal insanları duyamayacakları sesteki sesleri duyup, bir çok ses arasından ayrım yapabiliyor. 
Bir ayin sırasında biri öldürülür ve katil tabii ki belirsizdir.

Lena işinden atılmasıyla -ki Lena'nın işi bu tip vakalarda polise yardımcı olmak- bu olayı çözmenin işine geri alınabileceğini düşünür. Mattias ile beraber yaparlar bunları. 
Bu arada şunu da belirteyim Mattias'ın arkadaşları ile berber bir müzik grubu vardır. Neden bilmiyorum zaten kitabın en az 150 sayfası bu müzik grubu ve grupta yapılan şarkılar üzerine yazılmış. 

Neyse efendim bu doğrultuda katilin peşine düşen Lena ve Mattias her ayrıntıyı kendilerince incelemeye başlarlar. Ta ki Lena bir kaza geçirip komalık olana kadar. Artık her şeyi çözmek Mattias'a kalır...

İki satır yorum yazmak bu kadar mı zormuş yahu....


Kitapla ve Hoşçakalın...



14 Haziran 2014 Cumartesi

Kimse Acınacak Kadar Masum Değildir / Cindy Gerard (Yorum)


Orijinal Adı: Show No Mercy (Black Ops, #1)
Sayfa Sayısı: 330
Yazar: Cindy Gerard
Goodreads Puanı: 4.05
Yayınevi: Nemesis Kitap
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı

Kitabı ilk çıktığı sıralar almıştım ama bir türlü okumak için elimi uzatmamıştım. Nihayet okundu. Ehh beklentimin biraz altında kaldığını itiraf etmeliyim.Ama yine de keyif aldım okurken.

Jenna hırslı, işini seven bir gazeteci.. Tuttuğunu koparan cinsinden. Patronu ona tam istediği ölçüde bir iş sunduğunda aslında hiç düşünmeden üstüne atlaması lazımdı ama Jenna'nın bazı korkuları var. Kimseyle paylaşamadığı korkuları. Yinede bu korkuları görmezden gelip işi kabul eder. Tabii ki işi kabul etmesinin tek nedeni iş aşkı değildir.

Gabriel Jones, tam bir asker. Ama en özelinden. Ama hayat onu bazı kirli işlere bulaştırmış ve bu kirli işler sonucu sevdiği kadını kaybetmiş bir adam.
Jenna ve Gabe daha önceden de bir araya gelmiş ve birbirlerinden hiç hoşlanmamışlardır. (Tabi siz buna inanmayın :D) Bir daha karşıkarşıya gelmek en son düşündükleri şey bile değildi. Ama gelin görün ki Gabe paralı korumalık işini yaparken kafasını çevirdiği anda ilk gördüğü Jenna olmuştu. Ve tabii ki on Jenna'nın tehlikede olması. 

Jenna ve Gabe birbirleri için ne kadar yanlış olsalar da alında bir o kadar da doğruydular. Tabii bunu Jenna biliyordu. Ama Gabe'i itiraf ve ikna etmek o kadar kolay değildi. Çünkü Gabe için Jenna'nın hayatı aşktan daha önemliydi.

Bir adam kaç kez sevdiği kadının ölmesine izin verebilir? 
Peki ya kaç kez onun hayatı için kendi hayatını tehlikeye atar?

Bu soruların cevabını merak ediyorsanız bu kitabı okuyun derim. Tabii beklentinizi çok ta yüksek tutmayın. ;)


Kitapla ve Hoşçakalın...



9 Haziran 2014 Pazartesi

Evden Çok Uzakta / Kristin Hannah (Yorum)


Orijinal Adı: Home Fron
Sayfa Sayısı: 475
Yazar: Kristin Hannah
Goodreads Puanı: 4.12
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı

Gerçekten Hannah'ın çok büyülü bir kalemi var. Hele ki konu aile ise. Hannah bir başka.

Jo, alkolik babanın ve kendine hiç güveni olmayan bir annesinin ölümü sonucu kendini askeriyeye atmış ve o disiplinle yetişmişti. Her zaman kendini koruyabilen, kimseye ihtiyacı olduğunu hissetmeyen biri olmuştu. O nede olsa bir havacı askerdi.
Michael, Jo ile ilk ailesi öldüğünde, daha Michael stajer bir avukat iken karşılaşmış ve bu karşılaşmadan altı yıl sonra yani ikinci karşılaşmalarında evlenmişlerdi. Jo onu ilk gördüğünde aşık olmuş ve hayatını bu adamla geçireceğine karar vermişti.

Evinin her şeylerini beraber şeçmiş, kendilerine çok güzel bir ev kurmuşlardı. İki de kızları olmuştu. Betsy ve Lulu...
Betsy biraz hırçın ve etrafta ki insanların ne derler korkusu taşıdığı bir kızdı. Lulu ise daha çok küçük olduğundan annesinin neşe kaynağıydı. 

Jo ile Michael'in evlilikleri de bu sıralar pek iyi gitmiyor, Jo sürekli eve geç geliyordu. Hatta kızlarının faaliyetlerine bile işlerinden dolayı katılamıyordu. 
Bir gün tartıştılar ve Michael hiç istemede de olsa Jo'ya artık onu sevmediğini söyledi. Bu sözlerle neye uğradığını şaşıran Jo o an bile kendini bırakmadı.
Ertesi gün hiç zamanı olmayan bir haber geldi. Jo sevk ediliyordu. Yani savaşa gidiyordu. En yakın arkadaşı ile Tami ile birlikte...

Jo ailesini nasıl geride bırakacağını düşünüyor geceleri bu düşünce ile uyuyamıyordu. Kızlarının ona ihtiyacı olduğunda onların yanında olamadığını düşündükçe gözlerine yaşlar birikiyor ama bunun görevi olduğunu kendine hatırlatıyordu.
O gün gelip çatıı ve Jo, Tami ile birlikle senelerce eğitimini aldığı birliğe bu sefer görev için gittiler.

Jo'nun savaşta yaşadıkları, kızlarından uzakta her an ölüm tehlikesiyle ayakta kalma çabası ve her gün eve geri dönüşünü düşünerek geçirdiği günler..
Michael'in kendiyle ve Jo olmadan hayatla yüzleşmesi. Tabii bir de Jo'ya beslediği aşkı su yüzeyine çıkarması...

Peki Jo geri döndüğünde eskisi gibi çocuklarına anne olabilecek miydi?
Savaşın getirdiği yaraları nasıl saracaktı?
Ya saramadığı yaraları, unutamadığı anıları ne yapacaktı?

Çokça gözyaşı dökmeye hazır hissettiğinizde bu kitabı elinize alın ve okumaya başlayın...


Kitapla ve Hoşçakalın...



6 Haziran 2014 Cuma

Daima Aşk / Sandi Lynn (Yorum)


Orijinal Adı: Forever Black
Sayfa Sayısı: 363
Yazar: Sandi Lynn
Goodreads Puanı: 4.01
Yayınevi: Elf Yayınları
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı

Aman Allah'ım sen nasıl güzel bir kitaptın ve ben seni neden bu güne kadar keşfedemedim. Daha önce aklım neredeydi. Sanırım şuan bu sorunun peşine düşeceğim..

Şimdi konunun neresinden size bahsetsem, sonunda siz de benim gibi Connor'a aşık olacaksınız. Yani tam bir ümitsiz vaka topluluğuyuz. En iyi ben hemen yoruma geçeyim..

Elle'yi Klye'ın onu terk etmesiyle tanıyoruz. Ama sanmayın ki Klye aşık, sadece yalnız kalmaktan korkuyor. Çünkü hasta. Ama size hastalığını söylemeyeceğim. Çünkü o hastalık konuyu öyle yerlere getiriyor ki...

Connor Black... Ahh ne desem ki size. Seksi, yakışıklı, ağız sulandırıcı, zengin bir CEO ve kadın düşmanı.
Elle ve Connor aslında tamda olması gereken yerde, Connor'ın evinde tanışırlar ama bu normal bir tanışma değildir. Çünkü Elle onu, dün akşam kulüpten tam atılırken durumuna acımış ve evine götürmüştür.Onunla ilgilenir, yatağına yatırır ve sonrasında yorgun düşüp o da bir kenara kıvrılır. Ama Connor sabah onu görünce Elle'yi azarlar ve seviştiği diğer kadınlara nasıl davranıyorsa öyle davranır. Yani ucuz...
Tabii Elle ona haddini bildirir.
Ehh zaten konu da burdan sonra ateşleniyor. Elle nereye gitse Connor'ı karşısında bulur. Kendi olmasa da limuzini oradadır.Connor, Elle'yi yemeğe davet eder ve zamanla arkadaş olurlar. Tabii ikisi de bununla yetinemeyecektir.
Her ne kadar birbirlerine ve herkese 'biz sadece arkadaşız' deseler de tutku ve şehvet o dudakları birleştirecek, tenlerini alevle saracaktır.
Elli'nin sakladığı bir sırrı vardır. Her geçen gün bu sırrı Connor'a söylemek güçleşir. Bir gün Klye çıkagelir ve Elle'ye geri dönmesi için yalvarır ama Elle, Connor'a aşık. Klye öfkeyle Elle'nin sırrını Connar'a söyler. Coonor duyduklarına inanamaz ve Elle'ye kendisini daha ne kadar kandıracağını sorar. Sonra da çekip gider.

Aşkınız için ne kadar mücadele edebilirsiniz? 
Sonsuza kadar mı?
Peki ya ölümle yüz yüze iseniz?

Her satırı keyifle okuyacağınız bir kitap. Sanırım benim tam da okumaya ihtiyacım olan kitaptı. Umarım yayınevi serinin devamı için beni fazla bekletmez. :D


Kitapla ve Hoşçakalın...




5 Haziran 2014 Perşembe

Acemi Cadı / Rachel Hawkins (Yorum)


Orijinal Adı: Hex Hall
Sayfa Sayısı: 278
Yazar: Rachel Hawkins
Goodreads Puanı: 3.99
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı

Hıımmm bu kitap sanırım benim yaşıma uymadı. Sanmayın ki kötü sadece bana göre biraz altta kaldı.

Kitapta vampirler,cadılar, periler, kurt adamlar yani geniş çaplı düşünürsek şekil değiştirenlere kadar ne ararsanız var. Adından da anlaşılacağı gibi acemi bir cadımız var. Adı Sophie. 
Sophie annesi tarafından büyütülmüş yeni yeni cadı olmaya başlayan on altı yaşında bir kız. Ama annesi normal bir insan. Ehh bir insanın bir cadıyı ne kadar eğitip yetiştireceğini de siz düşünün artık. Tabii ki yetersiz kalıyor ve Sophie yapmaması gereken bir aşk büyüsü yaparak kendini insan nesli karşısında belli ederek tehlikeye atıyor. 
Ehh tabii bunun da bir cezası var ve cezası da Hex Hall.
Hex Hall bu tür doğa üstü güçleri olanları ve türleri farklı olanların eğitilip güçlerini kontrol altında tutmasını sağlayan bir okul. 
Sophie daha okula adım atmaz başını ufak çapta belaya sokar. Ardından kendini bir üçlü cadılar konseyi içinde bulur. Ama o bunlara dahil olmak istemez. Haa bir de o da arkadaşı, eski oda arkadaşının ölümüyle baş şüpheli olan bir vampirdir. 
Tabii bu kadarla da kalmaz. Aşık olur. Hemde hiç olmayacak birine.
Ama Sophie'nin her şeyden önce kendinin kim olduğunu öğrenmesi gerekir. 
İlk olarak da tesadüf eseri babasının kim olduğunu öğrenir. 
Babası okul konseyinin başkanıdır ve yarı iblistir.
Tabii o zaman Sophie de az biraz iblis olmuyor mu? :D

İlk başlarda biraz yavaş ilerlerse de sonraları kitap güzel toparladı. Ne kadar genç-yetişkin kitabı olsa da seriyi tamamlamayı düşünüyorum.


Kitapla ve Hoşçakalın...



3 Haziran 2014 Salı

Mustafa Kemal'e Aşklanmak (Yorum)



Kitabın Adı: Mustafa Kemal'e Aşklanmak
Yazar: Halil Bezmen
Sayfa Sayısı:302

Hani bazı kitaplar son sürat bir aksiyonla, bazıları gerilimle, bazıları da buram buram aşkla okunur. Ki bunlar ara ara beni yorarlar. Ama Mustafa Kemal'e Aşklanmak kitabını okurken insan kendinde bir dinginlik seziyor. Sade, yalın, su gibi.. Tıpkı Mustafa Kemal gibi...
Kitabımızın ana karakteri Cemile.. Aslında ben sadece Cemile demeyi yeğliyorum. Kitabın başlarında Cemile'nin asıl adını biliyoruz ama Mustafa Kemal onu Cemile ismiyle tanıdığı için ben sadece öyle hitap edeceğim.
Cemile güzelliği ile dillere destan bir kızdır. Yalnız onun güzelliği şatafata ve şımarıklığa gerek görmeyen bir akılcılığa sahiptir. Daha neyin ne olduğunu tam anlamadan Osman'a aşık olur. Ama Osman o kadar kibirli bir delikanlıdır ki tek bir gülle tüm ömür geçmez diye düşünür. Hemde bu erken yaşta. Bu sebepten ötürü Cemile ile yapmış olduğu nişanı bozar. Tabii Cemile bu tutuma çok farklı bir yaklaşım sergiler ki ben bile okurken 'hadi canım olur mu öyle şey' dedim. Velhasıl ayrılırlar. 
Cemile'nin çektiği acıyı gören babası Cemile'yi hemşirelik yapmak için hastaneye gönderme kararı alır. Çünkü ancak başkalarının acılarını gördükçe kendi acısının ne kadar hafif ve gereksiz olduğunu anlayacaktır.
Zaten Mustafa Kemal ile de orda karşılaşır. Ve o an asıl aşkın o olduğunu zamanla anlar ama uzaktan yaşanacak bir aştır bu onun için. 
Mustafa Kemal de o güzel gözlü kızı hep hatırlar.

Fazla detaya girmek istemiyorum. Aslında hikayenin büyük bölümü de bundan sonrası. Cemile'nin M. Kemal için besledi aşkı, o aşkı ondan habersiz satırlara dökmesi.. Her şey o kadar yalın ve saf bir dille harmanlanmış ki...
Ehh okuyun okutturun ne diyeyim. :)


Kitapla ve Hoşçakalın...


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...