Sayfalar

alıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2016 Perşembe

Stefan Zweig, Dostlarla Mektuplaşmalar [Kitap Yorumu]

Bu kitapta Stefan Zweig'in ünlü ve kişilikleri birbirinden olabildiğince farklı altı edebiyatçı ile yazışmasını okuyacaksınız.
Onlarla görüş alışverişinde bulunması, dostluklar kurması hatta Arthur Schnitzler ile baba-oğul gibi olması...
Freud'a beslediği hayranlık...

Tüm bu mektuplar, kitaplarını çok sevdiğimiz  Zweig'in  hayatına merakla bir bakış atma isteği uyandırıyor.

Zweig mektupları için diyor ki: ''Mektupları okuyacak zamanınız ve keyfiniz var mı şu sıralar? Olacağını umarım.''

Olmaz mı :)

Biraz araştırdım da  Zweig üne kavuştuğunda daha çok gençmiş. o yıllarda tanıştığı, kendinden oldukça yaşlı ve ünlü yazarlarla yapmış olduğu bu mektuplaşmalar da günümüzde belge niteliği taşıyormuş.

İlginç... Çok ilginç bir kitaptı.

Altı yazar... Günümüzde 'unutulmamış' altı yazar.
Mektuplar ad görüyoruz ki Zweig, Rainer Maria Rilke ile görüş alışverişinde bulunmuş. Sigmund Freud'a hayranı büyük. Her ikisi de Yahudi ailelerden geliyormuş ve Nazi döneminde İngiltere'ye beraber kaçarak dostluklarını pekiştirmişler.
Arthur Schnitzler'i hep ustası olarak görmüş. Onunla rahatça edebiyatı tartışıyor. Ama asıl ustası, 'Büyük Usta' dediği kişi Maksim Gorki.  Gorki'nin yanında Tolstoy'un bile başarıya ulaşamadığını düşünüyor.
Eleştirel yaklaştığı, görüşünün yanlış olduğunu düşündüğü kişi ise Hermann Bahr. Bu fikrini belirtirken bile saygısından ödün vermemiş tabi.

Yazarları tanımak ayrı, onların aralarında ki yazışmaları okumak ayrı bir deneyimdi gerçekten de.
Soluksuz, merakla, bir çırpıda okudum, bitirdim.

Stefan  Zweig'in kitaplarını sevenler, onu tanımak için Dostlarla Mektuplaşmalar'ı okumalı.

''Yaşamda mektupların tuhaf bir rolü vardır. Onları severiz, sonra onlar unutulur, yitirilir, fakat günün birinde yine anımsanırlar.''




23 Ekim 2015 Cuma

Erospa / Meltem Arıkan (Alıntılar)



''Kişinin kendini unutup giydiği elbiseyi kendi sanması ve ona uygun davranması ne büyük bir zavallılık. Hele de bunu büyük bir onurla yapıyor olması.''

''İnanmak, inandırılmak, inandırmak. Kendimizi kendimizden, kendimizi acılarımızdan, kendimizi korkularımızdan, kendimizi gerçeklerden korumak için kullandığımız acil yardım paketi. İnan, inandır... Ben neye inanıyorum acaba? Yoksa inanmaktan çoktan vazgeçmenin boşluğunda mı yüzüyorum? Bir zaman inanmıtım. İnanma!''

''Sorumluluk hisle mi, akılla mı, bilinçle mi igili yoksa; hepsinin bir araya gelmesiyle mi oluşur? İnsanlar sorumsuz oldukları için mi başkalarının hayatlarıyla hoyratça oynaya bilir? Kötülük ve iyilik yüzlerce yıldır tartışılıp dursada hiçbir şey değişmiyor, ne yazık... Belki de bu sözcükleri değiştirmek lazım. Hep aynı sözcükleri kullanmaktan yoruluyorum, artık sözcükler aynı ama içileri bomboş... Boş baloncuklarla anlaşmaya çalışıyoruz sanki.''



''Hayvanlarla insanları ayıran en büyük özellik, insanların yasaklara uyum göstermeleridir. Ancak insanlar bir yandan yasaklara uyarken, diğer yandan da onları çiğnemek isterler. Yasakları çiğnemek aynı zamanda cesaret göstermenin de bir işaretidir. Bu cesaret, aynı zamanda kişinin kendini gerçekleştirmesinin özünde yatan cesarettir.''


''İçim içime kilitliyse eğer, kendimi de içime koyup yokluğa alışabilir miyim? Yokluğu seçebilir miyim? Vardım, yok oldum. Yok olmanın ne kadar kolay olduğunu en iyi bilen ben eğil miyim? Yok olmayı seçenlerin ardından kolaycılar diye kızan... Bütün yaşamımı var olmak için harcarken, yok olmayı düşünme hakkına bile sahip değilim.''


''Sistem ancak bilgiye sahip olmakla değiştirilebilirdi, sistem ancak kişilerin korku sınırlarını aşmasıyla kendini yenileyebilirdi, sistem ancak dinlerden, ırklardan, uluslardan arındığı zaman samşmş olabilirdi.''


''Bazı şeyler sürekli kaçıyor. Uykum, huzurum, mutluluğum... Kaçanlar yetmiyormuş gibi, bir de kaçanlara inat sürekli yapışanlar var. Acımasızlıklar, çirkinlikler, duyarsızlıklar, kendine acımalar, sorumsuzluklar ve tabii hüzün... Bir yandan kaçanları yakalamaya uğraşmak, diğer yandan yapışanları temizlemeye çalışmak...''


''Herkes unutuyordu, unutmak çoğu zaman olumlanıyordu. Unutuluşların, unutulanların, unutulması gerekenlerin zafererine bir de isim verilmişti. Unutmanın, unutulmanın, unutturmanın kutsanması 'TARİH'.''



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...