Martı yayınlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Martı yayınlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Temmuz 2015 Çarşamba
Sevginin Son Dileği & Debbie Macomber ( Yorum )
Debbie Macomber,Bloomstreet sokağından birazcık çıkmış olsa da bu kitap hem düşündüren,hem ağlatan hem de gülümsetn keyifle okunan bir kitap. Debbie'nin tarzı bu bence kendisi de romantik,sevgi dolu ve ailesine bağlı biri.
Kitabın dili olsun konusu olsun gayet başarılıydı,çevirmeni değiştiği halde (Biliyorsunuz önceki çevirmeni Ozan Aydın'dı.)
Konusuna gelince;Michael adındaki baş kahramanımız eşini kanser nedeniyle kaybetmiştir.Michael acısını hala içinde hissetmektedir.Eşinin ölümünden tam bir sene sonra Hannah ona okuması için bir mektup bırakmıştır.Michael tabii ki bu mektubu okuyunca neye uğradığını şaşırır.Çünkü karısı onun tekrar evlenmesini istemektedir,bir de bu da yetmezmiş gibi birde Michael'le liste hazırlamıştır.
Bunlar 1.)Hannah'ın kuzeni Winter Adams 2.)Leanne Lancaster 3.)Mach Roth'tur.
Michael,zaman içerisinde bu maceraya katılır.Şimdi merak konusu ve sizi sürükleyen içinizi ısıtan kısma Michael bu üç seçenek arasında kiminle birlikte olacaktır? Tabii ki siz esas kızı söylemeyeceğim :)
Sadece okumanızı tavsiye ederim.Emin olun kendinizden bir parça bulacaksınız.
Yazar Hakkında Daha Fazla Bilgi İçin ;
24 Haziran 2015 Çarşamba
Yeni Başlangıçlar Mevsini & Debbie Macomber ( Yorum )

Küçük mucizeler dükkanı ile büyük bir hayran kitlesine ulaşan Debbie Macomber'in kitapları gerçekten çok güzel,size bir aile sıcaklığı yaşatan bu seri Newyork Bestseller'dan adını sildirmemesiyle belli oluyor.Kitap gene dört güçlü kadınla karşımıza çıkıyor.Onların durumları nasıl olacak nasıl sonuçlanacak derken bir bakıyorsunuz ki kitabı bitirmişsiniz.İster istemez düşünüyorsunuz zaten bende o sokakta olsam ne olur nasıl davranırım diye.
Bu kitabımızda eski sakinlerin yani maceramızın baş kahramanı Lydia ile birlikte Alix ve Bir Dilekle Başlar Herşey kitabından tanıdığımız Anne Marie var. Lydia'nın geçirdiği hastalıklar sebebiyle çocuğu olmadığı için evlatlık edinmek isterler ve talepleri kabul edilir. Lydia ve eşi bebek istemektedirler ancak hayat onları farklı tercihlere sürükler.
Alix ve eşi de evliliklerini bir bebekle süslemek isterler. Bunun için de Alix'in sigarayı bırakması gerekmektedir. Bununla savaş veren zaman zaman eşiyle tartışan Alix iradesine sahip çıkıp başarılı olacak mı? Örgü kursu Alix için işe yarayacak mı?
Anne Marie 'nin ufak bir kız çocuğu evlat edindiğini daha önceki kitaptan biliyoruz. Bu kitabımızda herşey yolunda gitmektedir ta ki Ellen'ın gerçek babası olduğunu söyleyen Tim ortaya çıkana kadar. Ellen ile Anne Marie'nin hayatına giren bu adam Ellen gerçek babası mı? Ellen'ı Anne Marie'den almak isteyecek mi?
Gelelim yeni kahramanlara. Bryan bir işadamıdır. Çikolata üreten bir şirketin sahibir. Babası ölünce işlerin başına geçmek zorunda kalmış ve stres, yorgunluk, uykusuzluk yüzünden genç yaşta tansiyon ve kolestrol hastası olmuştur. Aynı zamanda şirkete karşı açılan bir dava ile de uğraşmaktadır. Doktoru ilaçlarını kullanmasını aynı zamanda örgü kursuna gitmesini tansiyona faydası olduğunu söyler. Çünkü kendisi de örmektedir. Bryan "Örgüyle Bırak Alışkanlıkları" sloganına sahip örgü kursuna başlar. Hayatında süpriz gelişmeler olur.
Phoebe, nişanlısının uygunsuz bir baskında yakalanmasıyla ayrılma kararı almıştır. Çünkü bu ilk yakalanması değildir. İlkinden sonra çok özür dilemiş, aileler araya girmiştir. Phoebe de Clark'ın sözüne inanmış ve onu affetmiştir. Clark güvenilmeyen kişiliğiyle aynı olayı tekrarlar. Phoebe ayrılmakta kararlıdır. Ancak Clark peşini bırakmaz. Phoebe, Clark'ı sevdiğinden ona karşı zayıftır. Yenilmemeye kendi kendine söz verir. Blossom Sokağı'ndan geçerken örgü kursunu görür ve kayıt yaptırır. Onun da hayatı bu kursla değişecektir.
Yine arkadaşlığın, dostluğun, sevginin, aşkın, ailenin sıcacık anlatıldığı hoş vakit geçireceğiniz, okumaktan keyif alacağınız bir kitap. İyi okumalar.
16 Haziran 2015 Salı
Hiç Kimse Sıradan Değildir & Markus Zusak (Yorum)
Markus Zusak'Hiç kimse sıradan değildir''kitabını bitirmiş bulunmaktayım.İlk defa bu yazarı okumama rağmen diline bayıldım;sadeliği,konuşma diline yakın olması ayrıca abartıdan uzak dilini çok beğendim; benden artı puan aldı.Tabii bunun dışında kitabın konusunu da es geçmemek lazım.Okurken eğlendiren eğlenirken düşündüren bir roman.Kitabın konusuna gelince;
Ed Kennedy, varoş bir mahallede, leş kokulu, kahve düşkünü ihtiyar köpeği Kapıcı ile yaşıyor. Arkadaşları pintoş Marv, tembel Ritchie ve güzel Audrey ile bankaya gittikleri sıradan bir günde, Ed, beceriksiz bir banka soyguncusunu yakalatmayı beceriyor. O günden sonra hayatı değişecektir Ed'in. Posta kutusunda bir iskambil kartı bulur: Karo Ası. Kartta 3 adres yazılıdır. Bunlar, esrarengiz biri tarafından Ed'e verilecek görevlerin ilk grubudur. Ed adreslerde kimlerin yaşadığını ve görevlerinin ne olduğunu keşfetmek zorundadır.
Bu arada, kapak tasarımını çok beğendim. ''Hiç'' sözcüğünde de iskambil kartlarına vurgu yapılmış, harika detaylar.Hoş benim fark etmem iki günümü aldı ama sonuçta farkettim :)
Kitap genel olarak gerçekten güzeldi, ancak son kısımda bayağı hayal kırıklığı yaşadım. Kartları kimin gönderdiği, bütün bu olayın açıklaması vs. Bana çok havada geldi o kısım, açıklama tatmin edici değildi. Belki de o kişi Ed'i kandırıyordur, açıklamadığı kaynakları vardır.
Ed Kennedy, varoş bir mahallede, leş kokulu, kahve düşkünü ihtiyar köpeği Kapıcı ile yaşıyor. Arkadaşları pintoş Marv, tembel Ritchie ve güzel Audrey ile bankaya gittikleri sıradan bir günde, Ed, beceriksiz bir banka soyguncusunu yakalatmayı beceriyor. O günden sonra hayatı değişecektir Ed'in. Posta kutusunda bir iskambil kartı bulur: Karo Ası. Kartta 3 adres yazılıdır. Bunlar, esrarengiz biri tarafından Ed'e verilecek görevlerin ilk grubudur. Ed adreslerde kimlerin yaşadığını ve görevlerinin ne olduğunu keşfetmek zorundadır.
Bu arada, kapak tasarımını çok beğendim. ''Hiç'' sözcüğünde de iskambil kartlarına vurgu yapılmış, harika detaylar.Hoş benim fark etmem iki günümü aldı ama sonuçta farkettim :)
Kitap genel olarak gerçekten güzeldi, ancak son kısımda bayağı hayal kırıklığı yaşadım. Kartları kimin gönderdiği, bütün bu olayın açıklaması vs. Bana çok havada geldi o kısım, açıklama tatmin edici değildi. Belki de o kişi Ed'i kandırıyordur, açıklamadığı kaynakları vardır.
9 Haziran 2015 Salı
Bir Dilekle Başladı Herşey & Debbie Macomber
Debbie Macomber,klasiği olan bu seri kitap yine aynı şekilde insanı ümitlendirme,umut,insanları mutlu etme adına sıcacık,insanı sarıp sarmalayan bir hikaye ile karşımızda..Yazarımız yine aynı uslupla devam etmekte;tabii bunda çevirmenin payı büyük,çünkü bazı cümleler var ki günlük hayatta hep söylediğimiz cümleler.İçten ve samimi çevrilmiş
Bildiği gibi kitap Blossom sokağında geçiyor; yeni kahramanlar eklenerek hikayemiz devam etmekte.
Hikayemiz, dört dul kadının birlikte sevgililer gününü kutlamasıyla başlamaktadır.Bu dört dul bayan kendisi aralarında yirmi dilek listesi diye birşey ortaya atarlar.Hayatlarında gerçekleştirmek istedikleri şeyleri yazmak isterler. İsterseniz şimdi aramıza yeni katılan bu dört bayanı kısaca tanıyalım :)
~ Anne Marie : Eşini kalp krizinden kaybetmiş ve onun acısını atlatamamış, yalnız yaşayan ve bir kitap dükkanı işleten sıradan bir bayan.
Ellen:Anne Marie'nin ilk başta sadece yemek arkadaşıyken daha sonra Anne Marie'nin onu evlat edinmesiyle kızı olmuştur.
Barbie:Eşini uçak kazasında kaybetmiş olup iki oğula sahip çok zengin ve güzel bir bayandır.
Lillie:Barbie'nin annesi.Eşini Barbie'nin eşinin olduğu uçak kazasında kaybetmiştir.Hiç bizr zaman gerçek aşkı bulamamış olup eşi tarafından hep aldatılmıştır.
Bu dört bayanın arasında bir çok tatsızlık,üzüntü,sevinç geçmiştir aralarında ama asla hiç biri dileklerini yazmamayı unutmamıştır.Aslında baktığımızda hepimizin yapması gereken birşeyi bizim için bu dört bayan yapıyor. Dileklerimizi yazmak.
Ben bu kitabı okuduktan sonra dileklerimi yazmaya başladım.Bir kitabın beni bu kadar etkileyici açıkçası hiç düşünmedim.Kendinizle ilgili ya da yaşantınızla ilgili fazlaca şey bulabileceğiniz bu kitabı eğer benim gibi okumadıysanız hemen okuyun derim.
Ve dileklerinizi yazmaya başlayın.Kim bilir belki birgün sizinde fark etmeden dilekleriniz tutar. :)
19 Nisan 2015 Pazar
Beni Bulun / Michelle Knight (Yorum)
3 kadın ve 11 yıl çeşitli işkencelerle geçen esaret. Okurken çoğu yerde bu kadar da olmaz dedirten bir kitap oldu benim için. Bir insan nasıl bu kar benliğini kaybeder ve başka insanlara nasıl böyle şeyler yapar hala aklım almıyor doğrusu.
Gerçek yaşananların konu alındığı kitabı. o üç kadından biri olan Michelle yazmış. En çok da eziyete o maruz kalmış. Tecavüzlere, dayaklara, aşağılanmalara ve beş kez çocuğunu düşürmeye nasıl katlanmış aklım almıyor. Gerçekten çok sağlam iradesi varmış. Onun deyimiyle yaşama umudu. Oğlu Joey için.
Michelle daha çocukluktan başlamış sefalet çekmeye. Kendi ailesi de dahil çeşitli aile üyeleriyle aynı evi paylaşmış hep. Çoğu kez doğru düzgün yatacak yeri bile olmamış. Daha çocuk yaşta akrabasını tecavüzüne uğrayıp, okulda sürekli küçümsenmiş bir kız. Bir ara evden kaçmış ve uyuşturucu satıcılığına başlamış, sırf aç kalmamak için. Sonra babası bulmuş onu. Yine aynı sefalete çekmiş kızı.
Tam aşık oldum derken kandırıldığını görmüş ve bütün dünyasını karnındaki çocuğuna adamış. Belki kimseden görmediği sevgiyi onda bulur diye. Ama o da alınmış elinde kısa bir süre sonra.
İş aramaya başlamış ama çaldığı bütün kapılar yüzüne kapanmış. Tam çocuğunu görmek için evden çıktığı bir gün arkadaşının babası tarafından kaçırılmış.
Kitabı okurken bir çok yerde sahneler gözlerinizin önüne geliyor. Sanki o an ben varmışım gibi. Kabusun ta kendisi gibi. Ama şunu da belirteyim Michalle'in yaşama olan tutkusuna hayran kaldım. Tam bir örnek. Herkes için hem de...
4 Aralık 2014 Perşembe
Sonsuz Yemin / Caragh M. O'Brien (Yorum)
Güzel bir seri. Güzel bir anlatım ve akıcı bir konu. Bu seriye bir merakla başlamıştım ve iyi ki başlamışım diyorum. Çünkü bir çırpıda kendini okutan kitapları severim. 3 kitapta da hiç sıkılmadan okudum. Hepsi ayrı bir güzeldi. Yayın evinin kapak seçimleri de çok güzel olmuş açıkçası. Seri kitapların birbirine uyum göstermesi daha cazip gelmiştir her zaman bana. Baskı kalitesi, imlalar felan gayet iyiydi. Zaten Martı Yayınları bu konuda seçici bir yayınevi ve bu konuda kesinlikle çokça artıyı hak ediyor.
Konuya değinecek olursak ilk önce kaba taslak genel olarak biraz bahsetmek istiyorum. Çünkü belki aranızda hiç okumamış olup seri hakkında ön bilgi edinmek isteyen olabilir.
Serimiz distopya türü bir hikaye barındırıyor. Gaia baş karakter. Annesi bir ebe ve bütün bilgilerini kıza
aktarmıştır.. Hatta diyebilirim ki kız annesinden daha yetenekli. Ama onu diğer herkesten ayıran en birincil özellik bu değil. Yüzündeki doğum lekesi. Gaia bu doğuştan kendince kusurundan dolayı hep çekingen ve dışa kapalıdır. Bana göre bu iz ona bir armağandır ama o bunu ancak gelecekte anlayacak. Yaşadıkları yer ikiye ayrılmış durumda. Hani hep vardır ya zenginle ve fakirler... Bir nevi onun gibi. Ama burda durum biraz karışık. Çünkü zengin kesimin diğer kesimin çocuklarına ihtiyacı var. Zaten seri bu konu üzerinde dönüyor. Ama ben ilk iki kitabı detayına girmeyeceğim.
3. kitapta her şey bir çözümleniyor. Nasıl mı Gaia sayesinde. Aslında Leon'un payı çok büyük. Ne de olsa o aşık bir erkek. Kim sevdiği kadın için ölümü göze almaz ki? Leoan'da tam böyle yapıyor ve yeni bir yaşam için babasına başkaldırıyor. Kitapta olaylar çok hızlı gelişiyor ve bir anda kendinizi hızlı bir serüvenin içine buluyorsunuz. Ama bir sonraki sayfaya geçmek için sabırsızlandığınız bir serüven. Ölümler, yıkımlar ve bir sürü olaylar. Ama bu kitabın en can alıcı yeri ise Gaia'nın başına gelen ve kitabın sonun doğru okuduğumuz olay. Tabii ben size bunu da anlatmayacağım yoksa ne anlamı kalır ama dimi :D
Son olarak bu seri için şunu demeliyim ki eğer distopya seviyorsanız tam sizlik bir seri. Aslında her kesime hitap ediyor bence. Okuyun pişman olmazsınız ;)
ALINTILAR
''Söyleyeceğin hiçbir şey, aklından geçirip de bana söylemediğin bir şeyden daha kötü olamaz.'' (S/169)
30 Kasım 2014 Pazar
Lanetli Kızın Hayaleti / Kendare Blake (Yorum)
Ne yalan söyleyeyim ilk kitap daha iyiydi. En azından olaylar ve kurgu vardı. Ama ikinci kitap da inanın hiçbir olay yoktu. Yani bu yazarların seri takıntısını da anlamış değilim. Tek kitapta bağlasanıza işe be kardeşim. Niye okuyucuyu kendinizden soğutursunuz. Sonra niye okunmuyor tartışması. Gereksiz ayrıntılar okuyucuyu yoruyor anlayın artık.
Neyse efenim az sitem ettikten sonra gelelim konuya. İlk kitapta Anna diğer tarafa gitmişti zaten. Ama Cas onun iyi tarafa mı yoksa kötü tarafa mı gittiğini bilmiyordu. İçinde hep ona karşı bir şeyler vardı. Bu hisleri Anna'yı ara ara görmesiyle onun kötü tarafta olduğunu anlaması uzun sürmedi ve bedeli ne olursa olsun onun ruhunuz huzura kavuşturmak için Anna'nın peşine düştü. Biraz sancılı bir kurtarma vakası oldu Cas için. Çünkü Anna'yı kurtarmak öyle kolay olmuyor. Bir kere o ölürse yerine geçirilmesi için eğitilen biri var. Ama Cas onunlada dostluğu kuruyor. Arkadaşlarının ve yerine geçirilmesi için eğitilen Jestine'in yardımıyla Anna'yı kurtarmaya çalışırlar. Tabii karnına açtığı ölümcül bir yara ve büyü yardımı bunun yanında cabası.
Bu kitabın hayal gücü bence biraz abartılmış. Veya benim yaş seviyem artık bunlara alaylı bakacak
derecede ilerlemiş :D Okurken çokta keyif aldığımı söyleyemem ama seriyi bitirmiş oldum en azından...
Neyse efenim az sitem ettikten sonra gelelim konuya. İlk kitapta Anna diğer tarafa gitmişti zaten. Ama Cas onun iyi tarafa mı yoksa kötü tarafa mı gittiğini bilmiyordu. İçinde hep ona karşı bir şeyler vardı. Bu hisleri Anna'yı ara ara görmesiyle onun kötü tarafta olduğunu anlaması uzun sürmedi ve bedeli ne olursa olsun onun ruhunuz huzura kavuşturmak için Anna'nın peşine düştü. Biraz sancılı bir kurtarma vakası oldu Cas için. Çünkü Anna'yı kurtarmak öyle kolay olmuyor. Bir kere o ölürse yerine geçirilmesi için eğitilen biri var. Ama Cas onunlada dostluğu kuruyor. Arkadaşlarının ve yerine geçirilmesi için eğitilen Jestine'in yardımıyla Anna'yı kurtarmaya çalışırlar. Tabii karnına açtığı ölümcül bir yara ve büyü yardımı bunun yanında cabası.
Bu kitabın hayal gücü bence biraz abartılmış. Veya benim yaş seviyem artık bunlara alaylı bakacak
derecede ilerlemiş :D Okurken çokta keyif aldığımı söyleyemem ama seriyi bitirmiş oldum en azından...
ALINTILAR
''Bazı şeyler yalnızca insanın kafasında olur bazen.'' (S/92)
''Cevapların insanın aklına daha fazla soru getirdiği doğruydu. Her zaman öğrenecek, keşfedecek ve yapacak daha fazla şey olurdu.'' (S/140)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






.jpg)
.jpg)

