Sayfalar

can yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
can yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2015 Perşembe

Gabriel Garcia Marquez / Yüzyıllık Yanlızlık (Yorum)



Gabriel Garcia Marquez,1967 yılında yayımladığı Yüzyıllık Yalnızlık (Cien años de soledad) tüm dünyada büyük yankı uyandırır. Gerek anlatım biçimi, gerek işlediği konu, gerekse roman karakterleriyle okuyucuya akıl almaz ilginçlikte bir şölen yaşatan Márquez, arka arkaya birbirinden güzel yapıtlar verir. Kolera Günlerinde Aşk, Kırmızı Pazartesi, Albaya Mektup Yazan Kimse Yok, Aşk ve Öbür Cinler, Yaprak Fırtınası gibi, edebiyatın farklı türlerinde verdiği eserler hep çok sevilir, çok okunur. Márquez 20. yüzyılın en büyük yazarlarından biridir ve hiç şüphesiz edebiyat tarihinde ismi daima en ön sıralarda anılacaktır. 

Gelgelelim kitabımızın konusuna; Buendia ailesinin atası sebep olduğu ölümün sonunda ölünün ruhunun en azından rahat etmesi için yaşadığı yeri, yanında birkaç aileyle bırakıp, Macondo’yu kurmuş. Ailenin başlangıcıyla kasabanın kuruluşunun denk gelmesi, sonunda ikisinin kaderini öyle bir bağlamış ki birbirine, aileden birinin yaptığı tek bir davranış tüm kasabanın durumunu etkilemeye başladı sonunda. Buna rağmen aile kendini fazlasıyla dışarı soyutlamış ve kendi içinde bir kısır döngüye düşmüştür. Evin içinde olanlar birbirine ilgi duymuş, soy bu şekilde sürmekle kalmamış, Ursula’nın korktuğu gibi isimlerin yinelenmesi kaderinde kendini tekrar ettiğini olaylarla gösterdi.

Yazarında dediği gibi bende bir çok şaşırtıcı olay olmasına rağmen bir çoğuna şaşırmadım, aksine gerçekten olabileceğine inanarak okudum, üzüldüm, kızdım, heyecanla bekledim ve sonunda böyle olacağı ortadaydı dedim. Kitabı kapattığımda bulunduğum yere dönebildim ve gerçekten bunların olma ihtimali var mı diye düşünebildim. İnsanı tamamen içine alan büyüleyici bir anlatıma sahip mükemmel bir hikâye desem bence abartmış olmam.

Sözlerimi Márquez’in cümleleriyle bitirmek istiyorum: "Bu romanı büyük bir dikkatle ve keyifle okuyan ve hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan hiçbir şey anlatmamıştım. Kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek satır bulamazsı
ız."




19 Aralık 2014 Cuma

Gölge Hırsızı / Marc Levy (Yorum)

   Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve benim için çok farklı bir deneyim oldu. Dili akıcı ve çok değişik bir konusu var. Tür olarak tam hangi kategoriye girer kestiremiyorum aslıda. Çünkü çocukluğuyla başlıyor ve yetişkinliğle sürüp gidiyor. Ama şu kesin, herkes okumalı..

   Kitabın da adından anlaşılacağı gibi baş karakterimiz bir gölge hırsızı. Ama bunu isteyerek bilerek yapmıyor. Aslında bu yeteneğini fark ettiğinde daha küçük bir çocuk. Zaten kitabın adını verdiği konu da sadece çocuğun küçük yaşlarında iken söz ediliyor. Ama yetişkinlik dönemin de bu paravan arkası gibi kalıyor ve genellikle yaşama dair bir anlatım hakim sürüyor.

   Ana karakterimiz, (kitapta adı hiç geçmediği için isim kullanamıyorum) arkadaşı Luc, Yves, çocukluk aşkı Clea ve yetişkinlik dönemindeki kısa flörtü Sophie ile hikayemiz çevrelenmiş. Tabii bir de çocuğun annesi var. Çocuk küçük yaşta babasının evi terketmesiyle annesi ile yaşamaya başlar. Ama gölgeler onu bir türlü rahat bırakmaz ve bu özelliğinin ona bir görev yüklediğini söylerler. Başkalarının mutsuzluklarının sebebini bulmak ve yardım etmek.
   Bir gün annesiyle yaptığı kısa bir tatilde sağır ve dilsiz bir kıza aşık olur ve gölgeler yer değiştirdiğinde kızın gölge sesinin duyar. Ama daha ufak ve aşık olduğu için onu sadece dinleyip, yüzüne gülen birinin onun için mükemmel olduğunu düşünmekten başka hiçbir şey umurunda değildir.

   İkinci bölüm ise üniversite hayatı anlatılıyor. Başlangıç dönemi, Sophie ile olan çıkmaz sokak ilişkisi. Luc'u tıp fakültesine göndermesi için babasını nasıl ikna edişi, çocukluğundan bu güne kadar gelen arkaşlıklarının onun hayatındaki önemi ve çocukluk aşkı ve en son annesinin ölümü...

   Kendinizi, annenizi, arkadaşlarınızı ve en önemlisi kendi duygularınızı bulacağınız çok güzel bir hikaye. Okurken sürekli kendinizi o çocuğun yerine koyuyorsunuz. Düşsel güzel bir yolcuğa çıkmak için bu tarz kitaplar birebir.


           Alıntılar


''Bir kerecik de olsa güçlü olan bendim; hayal kurmak bedava ne de olsa.''


''İnsanın mutlu olduğunu hissetmesi için birinden işaret beklemesi çok ürkütücü.


''Zaman sadece geçermiş gibi yapıyor. En basit anlar, içimize hiç silinmemecesine demir atmış duruyorlar.''

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...