Ve Bridgerton serisine tam bir hayal kırıklığı ile başlamış bulunuyorum.
Ben Julia Quinn'den ilk başta bu serinin dışında olan bir kitap okudum. Çokta beğenmiştim. Bana özellikle bu seriyi tavsiye ettiler. Fakat 'Yüreğe Söz Geçmiyor' kitabı benim için hayal kırıklığı oldu.
Yazarın kalemi basitti bence. Ve o kadar gereksiz yere diyaloglar vardı ki; çok boş buldum. Sanırım karakterleri de sevemedim. Eh bununda kitabı beğenmemde etkisi büyüktü.
Ben seriyi toplu halde aldım o yüzde devam etmeyi düşünüyorum, umarım serinin diğer kitapları hayal kırıklığına uğratmaz.
Konusu ise, Bridgeron kardeşlerden en büyük kız çocuğu olan Daphne ise çapkın Simon'un aşk hikayesi... Simon'un geçmişinden gününe taşıdığı sır ile az da olsa akıcı bir hal alıyor :))
Okuyup okumamak size kalmış açıkçası...
Epsilon Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Epsilon Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Aralık 2014 Çarşamba
22 Kasım 2014 Cumartesi
Kağıt Kesikleri / İclal Aydın (Yorum)
İnsanı insan yapan en büyük eylemlerdendir acı. İclal Aydın'da kitabında acıyı konu almış. Ama çok farklı acılardan değinmiş yaralarımıza. O yaralar ve yaraların nasıl can acıttığına. Belirli örnekle, hikayelere değinerek anlatmış acıyı.
En çok beni etkileyenlerden biri de Shophie'nin Seçimi adlı filminden bir bölümdü. Shophie, Nazi albayın emriyle kazanda
yanan ateşe çocuklarının birini atmalıdır. Hangisi olduğuna karar vermek
zorunda yoksa albay her iki çocuğu da kazana atacaktır. Bir anne nasıl böyle
bir tercih yapabilir? Yapılmaya mecbur bırakılabilir aklım
almıyor. Tam albayın her iki çocuğu kazana atın emrini verirken Shophie
askerleri durdurur ve kucağındaki küçük kızını kazana atmalarını söyler.
Hayatta kalan beş yaşlarındaki oğlu olur. O an ne hissetti de kızını verdi? kitap
boyunca düşündüm bunu, ama bir cevap bulamadım.
Kitap birçok hikaye
kesitleri ile dolu ve hepsinin ortak tek noktaları acı. Kitabı okurken
öyle yoruldum ki anlatamam. Neden mi? Bana hissettirdiklerinde. Tekrar tekrar
okuduğum satırlarından. Duyguların yoğunluğunda…Kitapta bahsi geçen birçok kitap ismi ve filmler var. Kitapları okunacaklar listeme ekledim bile. Filmleri de en kısa zamanda izleyeceğim..
Kitapta altı çizili o
kadar yer var ki.. Hatta tüm kitabın satırları ayrı bir his..Bu yüzden sadece
bazılarını paylaşacağım sizinle...
''Acıda eşitlenir insan.''
''Kendine acımasız olmakla kendine çok acımak arasında hiçbir fark olmadığını fark ettim birden.''
''Oysa başkalarının acısıyla da öğreniyormuş insan hayatı ve öğrenmenin sonu hiç okmuş...''
''Nedense insan hep en son ve en çok sevilen olmak istiyor.''
''Sevgi tercih kabul etmiyor.''
''Kendin olmak meselesini safsataya çevirenler, kendi bahçelerinde dal olmamışken benim bahçemde ağaçlık taslıyor gibi gelirler bana.''
''Kimi sözler tıpkı kimi uykular gibi susmayı gerektiriyor.''
''Hepinizi rüyalarınızdaki cennetten, dizleriniz de ki yara izinden, dilinizdeki zehirden ve gülüşünüz de ki masumiyetten tanıyorum…’’
1 Temmuz 2014 Salı
Değerini Bil / Nora Roberts (Yorum)
Orijinal Adı: Savor The Moment (Bride Quartet #3)
Sayfa Sayısı: 357
Yazar: Nora Roberts
Goodreads Puanı: 4.10
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı
Gelin serisinin 3. kitabı olan Değerini Bil tek kitap olarak bakıldığında gayet düzel ve akıcı bir konuya sahip. Ama serinin diğer ilk iki kitabını okuyan biri olarak bana sıradan geldi. Biraz da tekrar gibi. O sebeple fazla bir yorum yazamayacağım.
Bu kitabımız da Laurel'i konu almış. Zaten ikinci kitabı okurken yazar bunun sinyallerini veriyor. Hatta ikinci kitabı okurken Laurel'in aşık olduğu adamın Del olduğunu da biliyordu. Bu sebeple konu en baştan bana bildik geldi. Tamam Laurel ve Del'i okumak güzel ama daha farklı kurgularda olsaydı bence daha hoş olurdu.
Bildiğimiz gibi Laurel organizasyon grubunun pastacısı. Hatta öyle pastalar yapıyor ki herkes hayran. Del ise onların gözetleyeni, koruyanı, müdafaacısı ve Parker'in abisi. Ama Laurel Del'in bu korumacı tavırlarından sıkılmış ve ona olan hislerini görmediği için kızmıştır. Bu kızgınlıkla (ki ben buna kızgınlık demezdim) Del'i şakadanak öper. Ehh olaylar da bu öpücükle başlar tabi ki. İlk önce ikisi de ne yapacağını bilemez. İçten ie inkarlar tekrarlanır. Ama ikisi de birbirini akıllarından çıkaramaz.
İlk adımı Laurel attığına göre diğer adım Del'e ait olmalı ve Del'in bu fırsatı kaçırmak gibi niyeti yok.
Bazı zorluklar, sorumluluklar ve engeller yaşansa da aşk her zaman yolunu bulur.
Eğer bu seriyi okuyor iseniz bence kitaplar arasına biraz zaman koyun yoksa benim gibi konular size çok bildik gelecektir.
Kitapla ve Hoşçakalın...
26 Mayıs 2014 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





