Sayfalar

roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2015 Cuma

Kağıttan Kalpler, Courtney Walsh [KİTAP YORUMU]




Kitap Adı: Kağıttan Kalpler

Yazar: Courtney Walsh

Yayınevi: Arkadya Yayınları

Sayfa Sayısı: 456


En iyi aşk hikayeleri bile kusurludur, affedişler içerir ve zordur; ama er ya da geç mutluluğa ulaşırlar. Bir hikayeyi aşk hikayesi yapan bunlardır.

Dedim ki elime Kağıttan Kalpler'i alayım. Sonra bir de bakmışım ki kitabın sonuna gelmişim.
♥
Kim aşk hikayelerini sevmez ki? Courtney Walsh'un kaleminden aşk hikayesi okumaksa bence bir ayrıcalık. Çünkü kitapta ki duygusal yoğunluğu en derinden hissettirmeyi başarmış. Karakterler oldukça gerçekçi. Bahsi geçen kasaba ise tam manasıyla büyüleyici. Başka ne ararsınız ki?

Aslında kitap, 'en büyük aşklar nefretle başlar,' kalıbını ele almış. :)

Abigail ve Jacob'un aşk hikayesini aynı zamanda birbirlerine karşı verdikleri savaşı okuyoruz.

Abigail'in sahip olduğu tek şey; işlettiği kitabevi. Aşka dair bir gram inancı yok. Jacob ise geçmişinde ki sırlarla Abigail'in yaşadığı kasabaya taşınır üstelik bir de onun kitabevinin olduğu binayı satın alır. Ve dükkan sahibi ile kiracısı arasında büyük savaş başlar. :) Şunu şöyle de tanımlayabiliriz; kasabaya yeni gelen ve kasabanın yerlisi. Kasaba da bir nevi ikiye bölünecek.

Peki ne mi olacak? ♥AŞK♥ olacak. Tabi Abigail kitapları olduğu sürece bir erkeğe ihtiyacı olmadığı düşüncesinden kurtulabilirse. :) 

Diyor ki kitapta; ''Kimse ne yaptığını gerçekten bilmiyor. Fakat bir şeyler yaptıkları sürece bir yerlere varabiliyorlar. Ve bu, boş oturmaktan çok daha iyidir.''
...
Çok doğru bir söz.
Kitapta kazanan kim olacak dersiniz? Abigail mi? Jacob mu? Yoksa aşk mı? Ya da... Gönül İşi Gönüllüleri mi demeliydim? :)



16 Haziran 2015 Salı

Hiç Kimse Sıradan Değildir & Markus Zusak (Yorum)

Markus Zusak'Hiç kimse sıradan değildir''kitabını bitirmiş bulunmaktayım.İlk defa bu yazarı okumama rağmen diline bayıldım;sadeliği,konuşma diline yakın olması ayrıca abartıdan uzak dilini çok beğendim; benden artı puan aldı.Tabii bunun dışında kitabın konusunu da es geçmemek lazım.Okurken eğlendiren eğlenirken düşündüren bir roman.Kitabın konusuna gelince;
Ed Kennedy, varoş bir mahallede, leş kokulu, kahve düşkünü ihtiyar köpeği Kapıcı ile yaşıyor. Arkadaşları pintoş Marv, tembel Ritchie ve güzel Audrey ile bankaya gittikleri sıradan bir günde, Ed, beceriksiz bir banka soyguncusunu yakalatmayı beceriyor. O günden sonra hayatı değişecektir Ed'in. Posta kutusunda bir iskambil kartı bulur: Karo Ası. Kartta 3 adres yazılıdır. Bunlar, esrarengiz biri tarafından Ed'e verilecek görevlerin ilk grubudur. Ed adreslerde kimlerin yaşadığını ve görevlerinin ne olduğunu keşfetmek zorundadır.

Bu arada, kapak tasarımını çok beğendim. ''Hiç'' sözcüğünde de iskambil kartlarına vurgu yapılmış, harika detaylar.Hoş benim fark etmem iki günümü aldı ama sonuçta farkettim :)

Kitap genel olarak gerçekten güzeldi, ancak son kısımda bayağı hayal kırıklığı yaşadım. Kartları kimin gönderdiği, bütün bu olayın açıklaması vs. Bana çok havada geldi o kısım, açıklama tatmin edici değildi. Belki de o kişi Ed'i kandırıyordur, açıklamadığı kaynakları vardır.

12 Mayıs 2015 Salı

Ustam Ve Ben / Elif Şafak ( Yorum)







Kim ne der bilmiyorum ama Elif Şafak’a hayranlığım hiçbir zaman bitmez, her zaman bende aynı duyguyu hissettirir. Araştırma oluşuna ve gerçekten gelenekselin dışında konu başlıklarında yazışına hayranım.

Son kitabı olan ’Ustam ve Ben’i bitirmiş bulunmaktayım. Biraz havada kalan konuların olduğunu düşünsem de bence gayet başarılı bir eserdi. Mimar Sinan ve fil baz Cihan’ın arasında geçenleri anlatan bir roman. Birçok padişah dönemini anlatan bu roman Cihanın gözünden yazılmıştır. Cihan üvey babasından kaçarak bin bir türlü yalanla Osmanlı sarayına sığınmış olup bu arada Mimar Sinan’la tanışmıştır. Osmanlıca kelimelerin fazlaca olmasına rağmen yazma dilini çok beğendim. Olay örgüsü özellikle sonlara doğru heyecan içermeye başlıyor. Mimar Sinan’ın yapmış olduğu köprüler,camiler,hamamlar hakkında en azından yazar ufak bir dipnot yazsaydı bence daha iyi olabilirdir. Bunun dışında roman biraz kurgu olduğundan dolayı Mihrimah ile Cihan’ın aşkı bana pek inandırıcı gelmedi, o yüzden bende pek bir etki yaratmadı, kısacası okumak için okudum o bölümleri. Romanda benim en çok dikkatimi çeken saray dışındaki halkın yaşayışları,sokakları,geçim sıkıntıları hakkında bilgi vermesi güzeldi. Tabii en önemlisi hayvan sevgisi işte o gerçekten romanda ince ince bir nakış gibi işlenmiş. Bir insanın bir hayvan bu kadar sahip çıkması bu kadar onun için önem taşıması gerçekten çok  güzeldi. Yazar bence burada önemli bir konuya parmak basmış, yaratıcılığını kullanmış. Bence bunun meyvesini emin olun almıştır.



Dua etmek ilanı aşk etmektir.Yaradan'a olanı sevdanı açık etmek.
Nedendir açılıvermemiz birdenbire hiç tanımadığımızbir insana?Nedendir dile daha evvel kimselere söylemediklerimizi,başkasına değil de tek ona?Kalbimiz gümüş tepsi içinde ikram edercesine bir yabancıya göstermemize sebep nedir?



19 Mart 2015 Perşembe

Gabriel Garcia Marquez / Yüzyıllık Yanlızlık (Yorum)



Gabriel Garcia Marquez,1967 yılında yayımladığı Yüzyıllık Yalnızlık (Cien años de soledad) tüm dünyada büyük yankı uyandırır. Gerek anlatım biçimi, gerek işlediği konu, gerekse roman karakterleriyle okuyucuya akıl almaz ilginçlikte bir şölen yaşatan Márquez, arka arkaya birbirinden güzel yapıtlar verir. Kolera Günlerinde Aşk, Kırmızı Pazartesi, Albaya Mektup Yazan Kimse Yok, Aşk ve Öbür Cinler, Yaprak Fırtınası gibi, edebiyatın farklı türlerinde verdiği eserler hep çok sevilir, çok okunur. Márquez 20. yüzyılın en büyük yazarlarından biridir ve hiç şüphesiz edebiyat tarihinde ismi daima en ön sıralarda anılacaktır. 

Gelgelelim kitabımızın konusuna; Buendia ailesinin atası sebep olduğu ölümün sonunda ölünün ruhunun en azından rahat etmesi için yaşadığı yeri, yanında birkaç aileyle bırakıp, Macondo’yu kurmuş. Ailenin başlangıcıyla kasabanın kuruluşunun denk gelmesi, sonunda ikisinin kaderini öyle bir bağlamış ki birbirine, aileden birinin yaptığı tek bir davranış tüm kasabanın durumunu etkilemeye başladı sonunda. Buna rağmen aile kendini fazlasıyla dışarı soyutlamış ve kendi içinde bir kısır döngüye düşmüştür. Evin içinde olanlar birbirine ilgi duymuş, soy bu şekilde sürmekle kalmamış, Ursula’nın korktuğu gibi isimlerin yinelenmesi kaderinde kendini tekrar ettiğini olaylarla gösterdi.

Yazarında dediği gibi bende bir çok şaşırtıcı olay olmasına rağmen bir çoğuna şaşırmadım, aksine gerçekten olabileceğine inanarak okudum, üzüldüm, kızdım, heyecanla bekledim ve sonunda böyle olacağı ortadaydı dedim. Kitabı kapattığımda bulunduğum yere dönebildim ve gerçekten bunların olma ihtimali var mı diye düşünebildim. İnsanı tamamen içine alan büyüleyici bir anlatıma sahip mükemmel bir hikâye desem bence abartmış olmam.

Sözlerimi Márquez’in cümleleriyle bitirmek istiyorum: "Bu romanı büyük bir dikkatle ve keyifle okuyan ve hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan hiçbir şey anlatmamıştım. Kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek satır bulamazsı
ız."




5 Mart 2015 Perşembe

Gündüz Sefası / Sarah Jio (Yorum)



Sarah Jio'nun Gündüz Sefası bitirmiş bulunmaktayım.
Şöyle başlayayım;kitabın kapağını çok beğendim hatta bayıldım.Zaten mor en sevdiğim renk :)
Fakat kitabın konusuna gelince beni o kadar etkilemedi.Yazarın nerde o yazdığı ''Mart Menekşeleri'' nerde ''Gündüz Sefası''.
 Bence yazar artık yazı şeklini ve konu işleyişini değiştirsin.Özellikle son iki kitabında bunu daha da çok hissettim.Giriş,gelişme güzel fakat sonuç hüsran oldu benim için.


Konusuna gelince;Ada Santorini, New York'ta bir derginin editörlüğünü yapan başarılı bir kadındır. Ama geride bırakmaya çalıştığı acısı ve anıları ona eziyet etmektedir. Psikoloğunun tavsiyesi üzerine Seattle'da bir yüzen ev kiralar ve hayatı için önemli bir adım atar. Yüzen eve adımını attığı andan itibaren değişim onun için yavaş yavaş ve farkında olmadan başlar. Yüzen evle birlikte hem yeni bir hayata hem de daha önce bu evde yaşayan Penny'nin gizemli hayatına dair yolculuğu başlar.
Penny, 1959 yılında evlenerek ressam olan eşinin isteği üzerine bir yüzen evde yaşamaya başlamıştır. Zamanla hem yüzen eve hem de komşularına özellikle küçük Jimmy'le arkadaşlığına alışmaya başlar. Ama tam olarak mutlu değildir. Mutsuz olarak dibe vurduğu bir dönemde hayatı tamamen değişir ve bu değişim yıllar sonra evini kiralayan Ada'nın gizemini ortaya çıkarmasına kadar sürer.

Yazar,sanırım ''Sevginin Bağladıkları'' adlı filmden çok etkilenmiş; çünkü fazlasıyla o filmi andıran bölümler okudum.Ve diğer okuduğumuz kitaplarında olduğu gibi geçmiş,günümüz arasında gidip geldik ve gerçekten sıkıldım.

Sarah Jio,bu kitapta üzgünüm ama kalitesini gözümde çok düşürdü. Kolay kolay tekrar okuyacağımı sanmıyorum.



4 Mart 2015 Çarşamba

Uyuyana Kadar / S.J.Watson (Yorum)




Gene bir gerilim polisiye romanını soluksuz okudum.

S.J.Watson'ın ilk romanı ''Uyuyana Kadar'' heyacanla okuduğum bir kitap oldu;bu yüzden Doğan Kitap'a teşekkür etmek istiyorum.

Uyuyana Kadar adlı eserdeki kahramanımız amnezi hastası Christine Lucas,her gün kendini yeni biri olaraka hiç birşey hatırlamadan uyanıyor.Geçmişi,yaşadığı yer,hayatı hakkında hiç birşey hatırlamıyor.Ve bunu hergün kısır döngü gibi yaşadığını düşünün.Gerçekten insan çıldırır.Ve etrafınızdaki insanların özellikle sizinle birlikte her sabah yanınızda kalkan birinin fotoğraflarla size açıklama yaparak geçmişinizi asize tanıtan eşiniz;ancak bir zaman sonra onunda sizden birşeyler sakladığını anlıyorsunuz.

Kitap çalan bir telefon le başlıyor.Kendisini Dr.Nash olarak tanıtan kişi Christine doktoru olduğunu iddia ediyor ve ona günlük tuttuğunu,günlüğün yerini ve ziyarette geleceğini söyler.Gün içerisinde doktoru ile diyalogları kocası ile arasında geçen diyaloglar,sorguladığı gerçekler....

Diğer okuduğum gerilim kitaplarından oldukça farklı bir gerilim kitabı.Sürükleyici,merak uyandırıcı ama en önemlisi umulmayan br sonla nihayete eren.

Eğer sizde farklı bir gerilim kitabı okumak isterseniz edebi kaygınız olmadan okuyabilirsiniz.

14 Şubat 2015 Cumartesi

Kafamda Bir Tuhaflık / Orhan Pamuk (Yorum)



İş değişikliği,sınavdı,okuldu derken kitabı daha yeni bitirebildim.O yüzden sizlerden özür diliyorum :))

Orhan Pamuk'a hep bir antipatim vardı,hiç bir zaman ısınamamıştım ben bu adama.Hayır aklınıza gelen siyasi nedenler dolayı değil dışarıdan duyduğum ''kelimeleri çok uzun,gereksizdi'' cümlelerinden dolayı okumak istemedim. Ta ki iş yerindeki patronum bana Masumiyet Müzesini verip okuyuncaya kadar; ve böylelikle Orhan Pamuk'la tanışmamız gerçekleşti.İnanın ben yazarın dilini,yazısını,kurgusunu çok beğendim.O yüzden Kafamda Bir Tuhaflık kitabı çıkar çıkmaz alıp okudum.Yazar,gene mükemmel bir kurguyla karşımıza çıktı.Belki size çok basit gelecek ama kendinize,çocukluğunuza ait o kadar çok şey okuyacaksınız ki...

Kitabın konusuna gelince;Mevlut, İstanbul’da hayata tutunmaya çalışan ve çeşitli işlerde çalışan basit bir vatandaştır. Bozacı olarak bilinen Mevlut aslında pilavcılıktan, otopark bekçiliğine kadar dönemsel olarak birçok farklı işte çalışmıştır. Bir taraftan hayatına devam ederken diğer taraftan çevresinde yaşanan değişimlere de tanıklık eder. İstanbul şehrinin değişmesini, insanların zenginleşip fakirleşmesini, politik çıkarların getirdiği yıkımları derken kendisinin bunun tam olarak neresinde olduğunu sorgular ve kendisindeki tuhaflığın nedenini sorgular.
Mevlut’un bir de üç yıldır mektuplaştığı bir sevgilisi vardır. Sevgilisini hiç görmemiştir ama ona mektup yazıp aşkını kalbinde sıcak tutmayı da başarmıştır. Her gün yaşananların ardından en büyük merakı ise sevgilisinin tam olarak kim olduğunu öğrenmektir. 

Orhan Pamuk’un değimi ile kendisi Kafamda Bir Tuhaflık kitabı üzerinde tam 6 yıl çalışmış. 1969 yılından 2012 yılına kadar olan zaman diliminde Türk insanının ve İstanbul halkının yaşamlarını farklı bir şekilde okurlarına sunuyor. Bir taraftan aşkın sıcaklığı ile içinizi ısıtırken, diğer taraftan toplum içinde yaşananlar ile içinizi burkuyor.


Alıntılar:


Aslında en iyi aşk, değil tanımak, hiç görmediğin kişiye duyulan aşktır.Körler iyi aşık olurlar mesela. 
                                                 

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...