Sayfalar

Gündüzsefası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gündüzsefası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2015 Perşembe

Gündüz Sefası / Sarah Jio (Yorum)



Sarah Jio'nun Gündüz Sefası bitirmiş bulunmaktayım.
Şöyle başlayayım;kitabın kapağını çok beğendim hatta bayıldım.Zaten mor en sevdiğim renk :)
Fakat kitabın konusuna gelince beni o kadar etkilemedi.Yazarın nerde o yazdığı ''Mart Menekşeleri'' nerde ''Gündüz Sefası''.
 Bence yazar artık yazı şeklini ve konu işleyişini değiştirsin.Özellikle son iki kitabında bunu daha da çok hissettim.Giriş,gelişme güzel fakat sonuç hüsran oldu benim için.


Konusuna gelince;Ada Santorini, New York'ta bir derginin editörlüğünü yapan başarılı bir kadındır. Ama geride bırakmaya çalıştığı acısı ve anıları ona eziyet etmektedir. Psikoloğunun tavsiyesi üzerine Seattle'da bir yüzen ev kiralar ve hayatı için önemli bir adım atar. Yüzen eve adımını attığı andan itibaren değişim onun için yavaş yavaş ve farkında olmadan başlar. Yüzen evle birlikte hem yeni bir hayata hem de daha önce bu evde yaşayan Penny'nin gizemli hayatına dair yolculuğu başlar.
Penny, 1959 yılında evlenerek ressam olan eşinin isteği üzerine bir yüzen evde yaşamaya başlamıştır. Zamanla hem yüzen eve hem de komşularına özellikle küçük Jimmy'le arkadaşlığına alışmaya başlar. Ama tam olarak mutlu değildir. Mutsuz olarak dibe vurduğu bir dönemde hayatı tamamen değişir ve bu değişim yıllar sonra evini kiralayan Ada'nın gizemini ortaya çıkarmasına kadar sürer.

Yazar,sanırım ''Sevginin Bağladıkları'' adlı filmden çok etkilenmiş; çünkü fazlasıyla o filmi andıran bölümler okudum.Ve diğer okuduğumuz kitaplarında olduğu gibi geçmiş,günümüz arasında gidip geldik ve gerçekten sıkıldım.

Sarah Jio,bu kitapta üzgünüm ama kalitesini gözümde çok düşürdü. Kolay kolay tekrar okuyacağımı sanmıyorum.



28 Aralık 2014 Pazar

Gündüz Sefası / Sarah Jio (Yorum)

   Nasıl bir hayal gücü var bilmiyorum ama Sarah Jio her yazdığıyla insanı kendine hayran bırakıyor gerçekten. İster istemez onun büyüsüne kapılıyorsunuz. Üslubu, konuysa hakimiyeti gerçekten şahane. Okurken insanın hem canını yakıyor hem öylesine kitaba bağlıyor. Şimdiye kadar hiç bir kitabını okurken sıkıldığımı hatırlamıyorum. Gerçekten gıpta edilecek bir yazar. 

   Kapağa biraz değinecek olursak, Arkadya Yayınları bu konuda o kadar başarılı ki okuyucuya sızlanma payı bırakmıyor. Ne diyebilirim ki nice güzel kapaklara inşallah :D

Gelelim her zamanki gibi içimiz acıtan ama okurken insanı hikayeye hapseden konumuza; iki kadın.. Ada ve Penny. Ada günümüzde ki kahramanımız Penny ise hikayemizin geçmişte ki kahramanı. 

   Ada işinde başarılı bir kadındır. Özel hayatında ise şans ona gülmüş ve güzel bir evlilik yapmıştı. Ona deliler gibi aşık, anlayışlı bir kocası ve bir kızı var. Bazı gittiği iş gezilerine sırf ailesiyle daha çok zaman geçirebilmek için onları da yanında götürüyordu. Son çıktıkları gezi Ada'nın hayatını tamamen altüst etti. Eşi ve kızı öldü.

   Penny annesinin isteği üzerine görgü kuralları için bir kursa yazılmıştı. Aslında bu kurs bir nevi koca bulmak içindi.
Bir gün öğretmenine kahve almak için çıktığında hayatının erkeği ile tanıştı ve kısa zaman sonra evlendiler. Eşi ünlü bir ressamdı. Her şey güzel başlamış ve güzel gidiyordu. Kocası onlar için bir tüzen ev satın aldı ve orada yaşamaya başladılar. Penny eşinin sürekli resim yapmak için atölyesinde oluşunda kendini yalnız hissediyordu. Bir çocuğu olsa belki acısı biraz diner diye düşünüyordu fakat kocası asla bir çocuk istememişti.
   Ama sonra Penny tüm yalnızlığını Collin ile giderdi. Ona aşık oldu. Ve her şey değişti.

Yüzen bir ev bu iki kadının acılarına şahit olup onların tüm sırlarını açığa çıkaracaktı. Ama bunu yapması gereken sadece evin sakladığı anılar değil Ada'nın da Penny'e karşı olan merakıydı. Bakalım sırra ortak olanlarda bunun açığa çıkmasını istiyor mu?

   Geçmiş ve geleceğin harmanlandığı, çok özel bir kurguyla bütünleşen güzel bir kitaptı. Her kadının biraz olsun kendine pay çıkaracağı, iç hesaplaşmaların yapıldığı bir hikaye. Ada ve Penny... Onların bu hikayesi okunmaya kesinlikle değdi.

                              

                         Alıntılar


''Düşüncelerini kontrol etme, derdi. Bırak aklına gelsinler. Ben de canımı acıtmalarına rağmen öyle yaptım.''

''Bundan yirmi yıl sonra, yaptığınız şeylerden çok yapmadıklarınız için hayal kırıklığı yaşayacaksınız. O yüzden düğümlerinizi çözüp halatlarınızdan kurtulun ve sığındığınız güvenli limandan uzaklara yelken açın. Yelkenlerinizle rüzgarı yakalayın. Araştırın. Düşleyin. Keşfedin.''  

24 Kasım 2014 Pazartesi

Gündüzsefası / Sarah Jio [Kitap Yorumu]


Gözyaşları içinde bir Sarah Jio romanı daha bitirdim işte. Tek kötü tarafı ise Sarah Jio'nun kitaplarının bu kadar çabuk okunup, bitmesi. Nefes dahi almadan, soluksuz okuyorsun. Her kitabı gibi Gündüzsefası'da sürekleyici bir romandı.
Ve ondan çok daha fazlası: Baş döndürücü, şaşırtıcı, yaratıcı...
Kısacası etkisinden uzun bir süre kurtulamayacağınız bir kitap; Gündüzsefası.

Konusuna değinmeden önce en başta şunu belirtmeliyim; bu kitaba uygun daha iyi bir isim olamazdı. Gündüzsefası sadece gündüzleri, ışıkta açan bir çiçek. Kitabın kurgusu ise çektiği acılar ile karanlıkta kalmış birinin aydınlığı bulmasını anlatıyor. 

''Acı ne kadar derinde olsa da zamanla tüm çiçekler güneşe döner yüzünü.''

Sarah Jio gene alıştığımız o bilindik tarzında kalemini konuşturmuş. İki karakterimiz var ve iki ayrı zaman dilimi. Şimdi ve elli yıl öncesi...

Ada, eşini ve kızını kaybettikten sonra deprosyondadır. Kendini toparlamak için, Seattle'da ki Union Gölü üzerinde yüzen bir ev kiralar. [Bende yüzen ev istiyorum!] (Eve ilk girişinde, kapının önünde dizlerinin üstüne kapaklanıp öyle bir ağlayışı vardı ki... Yazar öyle bir yansıtmış ki; tüylerim diken diken olmuştu. Yüreğim parçalandı resmen) O evde eski bir sandık bulur ve sandığın sahibi Penny ile ilgili hiç kimse konuşmak istememektedir. Tekneler Sitesi sakinlerinin elli yıl önce ettiği bir yemin vardır çünkü.
Fakat Ada onun geçmişine adım attıkça, kendi geleceğini de örmeye başlar...

1950'lerin genç ve güzel Penny'si ise kendinden yirmi yaş büyük, yakışıklı ressam Dex ile evlidir. Dex'in karakteri romanı okuyan herkes için yoruma açık olsa da benim gözümde rezil herifin teki. 
Penny aslında eşinden yalnız yaşayan biri. Tek hissettiği şey ise içini kemiren acı.
O yalnızlığının çaresi ise Collin olacak. :)) 

Her an yanında olan kişi ile, bir günlük aşk mı? Yoksa hiç bir zaman elini dahi tutamayacağın bir adamla ömürlük bir aşk mı?

Çok zor bir soru değil mi?

Penny ile Collin... birbirlerini kaybediyorlar. Öyle olaylar oluyor ki; 'kurgu müthiş,' dedim. 

On bir yıl sonra, Collin ölmeden bir gün önce karşılaştıklarında ise onların geçmişi ile Ada'nın geleceğini nasıl örülmüş olduğunu hayretle okuyacaksınız.

Ben bu kitabı çok sevdim. Tavsiye ederim, okuyun. :))


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...