Sayfalar

polisiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
polisiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2015 Pazar

Kızgın Kum Bahçesi, Corban Addison [KİTAP YORUMU]


Kitaba bayıldım!
İnsanı düşünmeye zorlayan bir kitap.
Yazar, usta bir anlatıcı. Konu ağır fakat akıcı. Bu tür kitapların çevirisi de zordur. Arzu Altinanıt'ın çevirisini ise her zaman beğenmişimdir fakat bu kitapta; 'işte çeviri budur,' dedim. Akıcılığı bozmamış. Yazarın da, çevirmenin de eline, emeğine sağlık.
Soluksuz okudum!
Bu hikayeden etkilenmeyecek kişi yoktur...

... '' Afrika aşkımın başlangıcını sana hiç anlatmadım. 'Karanlık Kıta' hakkında kendimize anlattığımız hikayelerin son derece yanlış olduğuna beni ikna eden Kenyalı bir şairdi. Wesley Afrika için daha güzel bir isim kullanıyordu. 'Kızgın Kum Bahçesi' diyordu; ihtişam ve sadelik ülkesi; hem veren hem de alan ülke...''

Kapağında da dendiği gibi; acıyı şarkı ile karşılayan çocukların hikayesiydi bu kitap.
Olağanüstü. Etkileyici. Can acıtıcı.
İnsani sorunlar, modern kölelik ve cinsiyete dayalı şiddete yönelik verilen büyük mücadele.
Bu kitap yüreğinizi dağlayacak.

Kızgın Kum Bahçesi; Afrika, Zambiya'da geçen olayları anlatıyor. Orada çocuk istismarı ve cinsel suçlara karşı mücadele biriminde çalışan Zoe'nin hikayesine yer veriyor. Down Sendromlu bir çocuğu darp ve tecavüz edilmiş bulduktan sonra ise onun mücadelesi sadece hukuk düzenine olmaktan çıkıp, çürümüş toplumsal yapıya karşı da savaş vermeye başlıyor. Fakat öyle bir şey ki, Afrika'da erkeklerin kadınları taciz etmeleri bir hak, hatta olmazsa olmaz bir davranış olarak algılandığı kültür anlayışı var. Anlayacağınız Zoe'nin işi zor. Çok zor... Hal böyle olunca da soruşturma tüm toplumu deprem gibi sarsıyor. Tabi biz okuyucusunu da etkisi altında bırakıyor.

Tüylerinizi diken diken edecek bir roman; Kızgın Kum Bahçesi. Ciddi konuları barındıran bir öykü.

Bu kitap size çok şey katacak. Ben size sadece bu romanı değil, bu yazarı tavsiye ediyorum. Corban Addison okunur da okutulur da. :)

... '' Yaşam paramparça bir şeydir.  Kim olduğumuzu belirleyen o parçaları nasıl değerlendirdiğimizdir. ''



26 Nisan 2015 Pazar

5.Kurban / Jane Casey (Yorum)



Uzun bir aradan sonra gerilim – polisiye kitabı okudum. Kitap beni hayal kırıklığına uğrattı desem yalan olmaz herhalde. Genel olarak baktığımızda oldukça vasat bir polisiye idi. Bir çok yerinde gözlerim kapandı. Kapak tasarımı ve çevirmenin yazı dili gayet başarılı; fakat konu çok sırandı açıkçası çok sıkıldım.

Kitabın konusuna gelince; Maeve Kerrigton,çok başarılı ve hırslı bir dedektiftir. Zaten hikaye Maeve ağzından anlatılıyor. Ayrıca bazı bölümlerde yan karakterler Rob ve Louise’in de ağzından anlatılıyor. Olaylar Kelly Staples’a yapılan saldırı ile başlıyor.5.kurban adı gibi 5.kurban olacağı düşünülüyor; fakat Kelly hastanede ikan başka bir cinayet işleniyor. Tüm işaretler basının takmış olduğu Ateşçi lakabını yani asıl katilimizi gösterse de Maeve farklı biri olduğuna inanmaktadır. Araştırmaya başladığında yolu Louise kesişiyor ve olaylar yeni yollara sapmaya başlar. Kitabın ortalarına geldiğinizde pat diye dört cinayeti işleyen katil bulunuyor ve o konu kapanmış oluyor. Sonrasında kalan bölüm ise diğer katilimizin ailesi ve arkadaşlarıyla ilgili olarak geçiyor.

Jane Casey,hikayesine güvenmediği için mi yoksa dikkat çekmek için mi bu şaşırtmalı yolu seçti bilmiyorum ama çok büyük bir strateji hatası olmuş. Bu yüzden kitap bende hayal kırıklığı yarattı.



Burası ölümün yaşayanlara yardım etmekten zevk aldığı yerdir. Syf :115

24 Mart 2015 Salı

Sessiz Kurban / Jane Casey [Kitap Yorumu]

  
  
Serinin üçüncü kitabından başlayan bir akıllı ben varımdır. Haliyle beklentimi de çok düşük tutmuştum. Cık cık cık. Kitabı çok beğeneceksiniiiz. :))


Polisiye - Gerilim türünde bir kitap olduğu için zaten serinin kaçıncı kitabından başlamışsınız fark etmiyor. İyiler aynı, kötüler farklı. Kurgu her kitapta bambaşka. Beklentinizi de düşük tutmayın çünkü Jane Casey'in kalemine bayılacaksınız.

Karakterleri çok iyi yansıtmış. Üstelik alışılmışın dışın da Meave Kerrigan dedektif veya komiser değil; bir memur. Polis memuru. Ayrıca Amerikalı bekliyordum İngiliz çıktılar. Kitap Londra ve çevresinde geçiyor. 

Lafın özü beni her konu da şaşırtan bir kitaptı. Kitabı da başından sonuna merakla ve heyecanla okudum. Kimi yer de sinir krizlerine girdim! Hep o Kennford yüzünden! Iııhhh gıcık herif, geber! :))

...Konuya girmeden önce ufacık bir şey daha söylemek istiyorum; kitabın baskı kalitesini çok beğendim. Böyle devam et Olimpos! Ayrıca kitap fiyatlarının oldukça arttığı şu günler de böyle sevilen ve takip edilen bir yazarın kitabının piyasa koşulları dikkate alınarak şişirilmemesi de ayrıca memnun etti. :)) ... Kitabın çevirisi ise güzeldi. Bir kaç yer gözüme takıldı [üvey yerine yarı kardeş yazılmış vb.] ama cümleler bütün ve anlaşılırdı o yüzden rahatsız etmedi açıkçası. Biz daha önce neler gördük. :))

Kitabın konusuna gelelim bakalım. :))

Kennford suçluları savunan, her şeyden önce paraya değer veren kadın düşkünü bir avukattır. [Kısaca adi herifin teki] Suç mahalli de onun evi. Karısı ve kızı kelimenin tam manasıyla vahşi bir şekilde katlediliyor. Ev de olan diğer kızının hiç bir şeyden haberi yok. Kennford ise sadece başına vurulmuş bir şekilde bulunuyor... Bir çok yer de kesin Kennford'un cinayetle bir alakası vardır ya da ölen o olsaymış diyecek noktaya geliyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz herifin ilk evliliğinden bir kızı daha çıkıyor! 

Bizim Kerrigan bir yandan bu soruşturmaya bakarken bir yandan da çete suçları ile ilgili bir cinayeti daha araştırıyor. Üstelik komiseri çete şuçlarıyla da bir ilgisi var ki size spoi yok; okuyan öğrenir millet. :))

Fakat ben ikilem de kaldım. Kerrigan'ın sadece memur oluşunu diğer kitaplardan alıştığımız biçimde okumadığım için hem beğendim; farklıydı. Hem de bir kadın olarak her yönden daha güçlü olması beklentisi içindeydim. Komiser, dedektif mi olmalıydı acaba diye sordum kendime. Sanırım bu konuda ne düşündüğüme ben kendimde karar veremedim. Okuyan beni daha iyi anlayacak. :))

Tavsiye eder miyim? Eveeet! :)):)):)) 




9 Mart 2015 Pazartesi

Hayat Dolu Kızlar, Lauren Beukes [Kitap Yorumu]



Söyleyebileceğim ilk şey; ilginç bir kitap olduğuydu. Farklı kitaplar okumayı seviyorum. Tekrara girmiyor. :))

Yazarın kalemi; kurgusu sebebiyle başlarda zorlayıcı olsa da kitap ilerledikçe diline alışıyorsun. Daha doğrusu olayı yavaş yavaş anlıyorsun.

Hayat Dolu Kızlar'ın hem polisiye-gerilim hem de fantastik yönü vardı. Zaman yolculuğu ile fantastik bir yön kazanan kitap, bu sayede daha da ilginç hale gelmiş. Kitapta ki betimlemeleri de başarılı buldum. Yazar karakterlerin duygularını biz okuyuculara yansıtabilmiş. Fakat kitap karakterlerin ağzından değil; üçüncü kişinin ağzından anlatımlı. bu da kitabın akıcılığını biraz zorluyordu...

Uzun zamandır da Feniks Yayınları'ndan kitap okumamıştım; kendilerini geliştirmişler. :)) Kitabın baskını çok beğendim. Kaliteli. Bu konuda aynen devam etmelerini dilerim; bir kaç yayınevi var, onlar gibi bozmasınlar. Ne de olsa bir okuyucuyu arka kapağını dahi okumaya çeken ilk şey; kapak görseli ve kalitesi... :))

***

Bu kitapta bir çok karakterin bölümü var. 1931'den, 1993'e kadar uzanıyor. Olaylar Harper ve Kirby'nin etrafında dönüyor. Diğer karakterler Harper'in cinayetlerine kurban giden kızlar. (Relax; spoi değil, merak etmeyin) Bir de Dan var; Kirby'e cinayetleri çözmesinde yardımcı olan kişi. Kirby mi kim? HArper'ın elinden kurtulabilen tek kız.

Harper, ucuz oteller de büyümüş, yetişkin hayatı boyunca barakalar da yaşamış bir adam. Tam bir cani. Yedisinde neyse yetmişinde de öyle biri; katil katil katil...
1931'de bir eve yerleşiyor. Evin kapısı ise çeşitli mekan ve zamana açılıyor. Evin tek isteği ise; yaşam enerjisi. Harper'ın cinayetlerinde ki kurbanların tek ortak noktası ise; kızların hayat dolu olması... İlginç değil mi? :))

Harper'ın Kirby ile ilk tanışması, Kirby; 6.5 yaşındayken oluyor. Daha sonra Kirby büyüdüğünde karşısına bir kez daha çıkıyor. Kirby bu karşılaşmadan boğazında bir çentik, bağırsakları karnından çıkmış, kucağında köpeği ile ayrılıyor... Harper onun öldüğünü sanıyor. Nefes alıp vermek yaşıyor demek için yeterli mi sizce?

Benim tüylerim diken diken oldu okurken.

Kirby, Harper'ın peşine düşüyor düşmesine de Harper onun yaşadığını öğrendikten sonra pek de aramasına gerek kalmayacak...

Soluksuz takip edeceğiniz bir roman; Hayat Dolu Kızlar. Psikopat katilleri okuyup, dehşete düşmeyi seven herkese tavsiye ederim; okusun.






•ALINTILAR•





4 Mart 2015 Çarşamba

Uyuyana Kadar / S.J.Watson (Yorum)




Gene bir gerilim polisiye romanını soluksuz okudum.

S.J.Watson'ın ilk romanı ''Uyuyana Kadar'' heyacanla okuduğum bir kitap oldu;bu yüzden Doğan Kitap'a teşekkür etmek istiyorum.

Uyuyana Kadar adlı eserdeki kahramanımız amnezi hastası Christine Lucas,her gün kendini yeni biri olaraka hiç birşey hatırlamadan uyanıyor.Geçmişi,yaşadığı yer,hayatı hakkında hiç birşey hatırlamıyor.Ve bunu hergün kısır döngü gibi yaşadığını düşünün.Gerçekten insan çıldırır.Ve etrafınızdaki insanların özellikle sizinle birlikte her sabah yanınızda kalkan birinin fotoğraflarla size açıklama yaparak geçmişinizi asize tanıtan eşiniz;ancak bir zaman sonra onunda sizden birşeyler sakladığını anlıyorsunuz.

Kitap çalan bir telefon le başlıyor.Kendisini Dr.Nash olarak tanıtan kişi Christine doktoru olduğunu iddia ediyor ve ona günlük tuttuğunu,günlüğün yerini ve ziyarette geleceğini söyler.Gün içerisinde doktoru ile diyalogları kocası ile arasında geçen diyaloglar,sorguladığı gerçekler....

Diğer okuduğum gerilim kitaplarından oldukça farklı bir gerilim kitabı.Sürükleyici,merak uyandırıcı ama en önemlisi umulmayan br sonla nihayete eren.

Eğer sizde farklı bir gerilim kitabı okumak isterseniz edebi kaygınız olmadan okuyabilirsiniz.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...