Sayfalar

Kitap Severler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Severler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Haziran 2014 Perşembe

Sevgilimden Son Mektup / Jojo Moyes (Yorum)


Orijinal Adı: The Last Letter From Your Lover
Sayfa Sayısı: 480
Yazar: Jojo Moyes
Goodreads Puanı: 3.93
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı


Ahh nedir benim bu arkadaşlarımdan çektiğim. İlk kendileri okuyorlar, beğeniyorlar sonra da 'tamam bu Derya'yı vurur' deyip şak tavsiyeyi yapıştırıyorlar. Aslında suç onlarda değil, ben onlara kandım. Ama şunu belirteyim Senden Önce Ben kitabından daha çok sevdim bu kitabı. Hatta ilk kitabını okurken 'tam klasik Türk filmi' demiştim. Belki siz de aynı hissi yaşamışsınızdır. Ama bu kitapta neyin nasıl olacağını olaylara nasıl yön verileceğini çoğu zaman kestiremedim ve bu beni konuya daha çok bağladı.

Ellie, gazetecilikle uğraşan hoş, otuzlu yaşlarda işine tutkun biridir. Ama evli bir sevgilisi var. Ne yapsın seviyor. Ama bu sevgi ona işlerini ve sorumluluklarını aksattırıyor. Patronu Elli'den güzel bir makale yazmasını bekler ve bu konuda da ısrarcıdır. Yoksa işinden olabilir. Ellie de soluğu kütüphane de alır. Ansızın bulduğu bir mektubu okuyup, yazanlardan çok etkilenir ve bu konu üzerin araştıra yapar.
Jennifer çevresinde saygın bir yeri olan Laurence ile evli bir kadın. Sürekli davetlere katılıp, herkese gülümsemek zorunda. Kendini mutlu sanıyor. Taa ki Boot'a aşık olana kadar. Boot ise bir gazete muhabiri.

Evli bir kadınla, uçarı bir muhabirin aşkı nasıl bu kadar etkili olabilir demeyin. Yazılan mektuplar, araya giren mesafeler ve bir türlü kesişmeyen iki hayat...

Alıntılar


''Anıların gerçekten de zihin yerine başka yerlerde gizlenebildiğini keşfetmişti.'' s/58 

''Duyguların yeri geldiğinde silahtan daha tehlikeli olabileceğini düşünemiyordu.'' s/156
''Doğa nasıl boşluğa karşıysa insan kalbi de öyledir.'' s/331 

''Keşke'nin çok tehlikeli bir oyun olduğunu uzun zaman önce öğrendim ben.'' s/426


Buradan yazara sesleniyorum... Sen böyle yazarsan, biz de oturup imkansız aşklarımızı beklemek zorunda kalacağız. Jojo biraz daha iyimser ol LÜTFEN...


20 Haziran 2014 Cuma

Kırmızı Üniformalılar / John Scalzi (Yorum)


Orijinal Adı: Redshirts
Sayfa Sayısı: 325
Yazar: John Scalzi
Goodreads Puanı: 3.81
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı

Bilim kurgu bana göre yazım dünyasının en zor dalından biri olmuştur hep. Neden derseniz bütün hikaye gerçek üstü olmak zorunda ve bunu yazmak da hiç hafife alınacak bir şey değildir. Tamam hepimiz gerçek üstü şeyler düşünüp hayalini kurabilir ama ya bunu yazıya dökmek gibi bir düşüncemiz olsaydı ve bunu geliştirip sonlandırabilir miydik acaba? 
Bence çok zor...

İşte bu kitapta bu zorluğu başarıyla üstesinden gelmiş bir yazarın bana göre belgesidir. Konu şimdiki zamandan çok farklı. Olaylar birbiri ile öyle ustaca örülmüş ki, nasıl bir hayal gücü var yazarda okuyarak çok iyi anlıyorsunuz.

Gözüek'e yeni atanan Dahl ve arkadaşları kısa zaman sonra burada olan olayların çok sıra dışı olduğunu fark eder. Tabii bunu ilk Dahl far eder ve diğerlerinin de bu olağan dışı olayları fark etmelerini sağlar. Bu olaylardan en dikkat çekici olanı ise üst kademelerin asla ölmemesi ve aldıkları ölümcül yaraların çok çabuk iyileşip hemen ayağa kalkmalarıdır. Tabii alt kademelerin de her görevde en az biri ölür. Dahl ve arkadaşları bu konuyu araştırmaya başlarlar. İlk öğrendikleri şeyse inanmakta oldukça zorlandıkları bir konudur. Aslında bu bir senaryodur ve onlarda bu senaryoda figüran oldukları için ölmelerinde bir sakınca yoktur. Çünkü senaryo gereği asılların yaşaması için yan karakterler ölür. Ama grubumuz hayatlarını kazanmamın yolu bulur ve bu yol zamanda bir yolculuktur. Dahl ve arkadaşları dünyaya gitmeleri ve bu senaryoyu değiştirmeleri gerekmektedir.

Eğer bilim kurguyu seviyorsanız bu kitabı okumalısınız. Yok eğer hiç bilim kurgu okumadıysanız bu kitap size güzel bir başlangıç sağlayacaktır.


                        Alıntılar 


''Bir şeyin niye varolduğunu bilmiyorsan o şey hakkında hiçbir şey bilmiyorsun demektir.'' s/97


''Anlatım kontrolü devraldığında hep öyle olur. Hiçbir şey mantıklı yürümez. Fizik kuralları kahve molası verir. İnsanlar akılcı düşünmeyi bırakıp dramatik davranmaya başlar.'' 


''Hayat böyledir Andy, karman çormandır. Hepimiz ona aynı şekilde uymayız.'' s/238

19 Haziran 2014 Perşembe

Okunacak Listem



Herkese Merhaba...

Biz okurların her zaman ki en başlıca sorunu 'acaba şimdi ne okusam?' olmuştur hep. En azından benim için bu durum tartışılmaz liste başıdır. Kafamda hep bir sıraya koysam da okuyacaklarımı veya bir sonraki okuyacağımı belirlesemde nedense o an seçilenin yerine hiç aklımda olmayan bir kitabı okuyor olarak bulurum kendimi. Ve o güya seçilen kitaba bir türlü sıra gelmez. Bundan dolayı elimde çok eskilere dayanan alınmış yığınla kitap olur. Ben de hem eski aldıklarım hem de yeni gelenlerden kendime bir karma yaptım ve bir oku listesi oluşturdum. Umarım bu listeye bağlı kalırım. Aslın da bu sefer bayağı bir ümitliyim nedense :D

Şimdi gelelim listeme:


Aslında on kitap yazdığımı sanıyordum ama listeleme de rakam yanlışlığı yaptığımdan dokuz kitap yazmışım...Kimi kitap dediğim gibi elimde uzun zamandır vardı ama genelde yenilere düşkünlüğümden okuyamamıştım. Zaten bu listeyi de sırf onlarda okunsun tozlu raflarıma karışsın diye yaptım ne yalan söyleyeyim..

Sizin de var mı listeniz? Bence vardır mutlaka.. Siz de benimle paylaşır mısınız? Belki bu yolla beni daha fazla masrafa sokacaksınız ama olsun. Bilgiler paylaşılmalı.. Kitaplar paylaşılmalı mı? Bence hayır! Çünkü geri gelmiyor. Gelse bile benim gözüm gibi baktıklarımı sanki gözümü çıkarmak isterlermiş gibi yıpranmış getiriyorlar. O sebeple ödünç kitap vermem, istemem. İsteyen olursa da dış kapıyı gösteriyorum :D 


Kitapla ve Hoşçakalın...




18 Haziran 2014 Çarşamba

Travma / Agnes Hammer (Yorum)


Orijinal Adı: Dorfbeben
Sayfa Sayısı: 299
Yazar: Agnes Hammer
Goodreads Puanı: 4.20
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı

Bu güne kadar okuduğum en gereksiz kitaplar listesin de yerini aldı maalesef... Goodread puanına da çok güvenmiştim halbuki. Tabii bu kitabı almam da başımın etini yiyen biricik arkadaşıma buradan çok sevgilerimi gönderiyorum. Artık o anlar onu ne kadar sevdiğimi :D

Kısaca bahsetmeliyim sanırım kitaptan. Ama inanın ne anladığımı sorsanız bile size bönbön bakmaktan öteye geçemezdim. Ehh her şeyin bir ilki varmış ne yapalım...
.
Mattias işitsel yönüyle diğer insanlardan daha gelişmiş bir gençtir. Tıpkı teyzesi Lena gibi.
Normal insanları duyamayacakları sesteki sesleri duyup, bir çok ses arasından ayrım yapabiliyor. 
Bir ayin sırasında biri öldürülür ve katil tabii ki belirsizdir.

Lena işinden atılmasıyla -ki Lena'nın işi bu tip vakalarda polise yardımcı olmak- bu olayı çözmenin işine geri alınabileceğini düşünür. Mattias ile beraber yaparlar bunları. 
Bu arada şunu da belirteyim Mattias'ın arkadaşları ile berber bir müzik grubu vardır. Neden bilmiyorum zaten kitabın en az 150 sayfası bu müzik grubu ve grupta yapılan şarkılar üzerine yazılmış. 

Neyse efendim bu doğrultuda katilin peşine düşen Lena ve Mattias her ayrıntıyı kendilerince incelemeye başlarlar. Ta ki Lena bir kaza geçirip komalık olana kadar. Artık her şeyi çözmek Mattias'a kalır...

İki satır yorum yazmak bu kadar mı zormuş yahu....


Kitapla ve Hoşçakalın...



14 Haziran 2014 Cumartesi

Kimse Acınacak Kadar Masum Değildir / Cindy Gerard (Yorum)


Orijinal Adı: Show No Mercy (Black Ops, #1)
Sayfa Sayısı: 330
Yazar: Cindy Gerard
Goodreads Puanı: 4.05
Yayınevi: Nemesis Kitap
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı

Kitabı ilk çıktığı sıralar almıştım ama bir türlü okumak için elimi uzatmamıştım. Nihayet okundu. Ehh beklentimin biraz altında kaldığını itiraf etmeliyim.Ama yine de keyif aldım okurken.

Jenna hırslı, işini seven bir gazeteci.. Tuttuğunu koparan cinsinden. Patronu ona tam istediği ölçüde bir iş sunduğunda aslında hiç düşünmeden üstüne atlaması lazımdı ama Jenna'nın bazı korkuları var. Kimseyle paylaşamadığı korkuları. Yinede bu korkuları görmezden gelip işi kabul eder. Tabii ki işi kabul etmesinin tek nedeni iş aşkı değildir.

Gabriel Jones, tam bir asker. Ama en özelinden. Ama hayat onu bazı kirli işlere bulaştırmış ve bu kirli işler sonucu sevdiği kadını kaybetmiş bir adam.
Jenna ve Gabe daha önceden de bir araya gelmiş ve birbirlerinden hiç hoşlanmamışlardır. (Tabi siz buna inanmayın :D) Bir daha karşıkarşıya gelmek en son düşündükleri şey bile değildi. Ama gelin görün ki Gabe paralı korumalık işini yaparken kafasını çevirdiği anda ilk gördüğü Jenna olmuştu. Ve tabii ki on Jenna'nın tehlikede olması. 

Jenna ve Gabe birbirleri için ne kadar yanlış olsalar da alında bir o kadar da doğruydular. Tabii bunu Jenna biliyordu. Ama Gabe'i itiraf ve ikna etmek o kadar kolay değildi. Çünkü Gabe için Jenna'nın hayatı aşktan daha önemliydi.

Bir adam kaç kez sevdiği kadının ölmesine izin verebilir? 
Peki ya kaç kez onun hayatı için kendi hayatını tehlikeye atar?

Bu soruların cevabını merak ediyorsanız bu kitabı okuyun derim. Tabii beklentinizi çok ta yüksek tutmayın. ;)


Kitapla ve Hoşçakalın...



9 Haziran 2014 Pazartesi

Evden Çok Uzakta / Kristin Hannah (Yorum)


Orijinal Adı: Home Fron
Sayfa Sayısı: 475
Yazar: Kristin Hannah
Goodreads Puanı: 4.12
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı

Gerçekten Hannah'ın çok büyülü bir kalemi var. Hele ki konu aile ise. Hannah bir başka.

Jo, alkolik babanın ve kendine hiç güveni olmayan bir annesinin ölümü sonucu kendini askeriyeye atmış ve o disiplinle yetişmişti. Her zaman kendini koruyabilen, kimseye ihtiyacı olduğunu hissetmeyen biri olmuştu. O nede olsa bir havacı askerdi.
Michael, Jo ile ilk ailesi öldüğünde, daha Michael stajer bir avukat iken karşılaşmış ve bu karşılaşmadan altı yıl sonra yani ikinci karşılaşmalarında evlenmişlerdi. Jo onu ilk gördüğünde aşık olmuş ve hayatını bu adamla geçireceğine karar vermişti.

Evinin her şeylerini beraber şeçmiş, kendilerine çok güzel bir ev kurmuşlardı. İki de kızları olmuştu. Betsy ve Lulu...
Betsy biraz hırçın ve etrafta ki insanların ne derler korkusu taşıdığı bir kızdı. Lulu ise daha çok küçük olduğundan annesinin neşe kaynağıydı. 

Jo ile Michael'in evlilikleri de bu sıralar pek iyi gitmiyor, Jo sürekli eve geç geliyordu. Hatta kızlarının faaliyetlerine bile işlerinden dolayı katılamıyordu. 
Bir gün tartıştılar ve Michael hiç istemede de olsa Jo'ya artık onu sevmediğini söyledi. Bu sözlerle neye uğradığını şaşıran Jo o an bile kendini bırakmadı.
Ertesi gün hiç zamanı olmayan bir haber geldi. Jo sevk ediliyordu. Yani savaşa gidiyordu. En yakın arkadaşı ile Tami ile birlikte...

Jo ailesini nasıl geride bırakacağını düşünüyor geceleri bu düşünce ile uyuyamıyordu. Kızlarının ona ihtiyacı olduğunda onların yanında olamadığını düşündükçe gözlerine yaşlar birikiyor ama bunun görevi olduğunu kendine hatırlatıyordu.
O gün gelip çatıı ve Jo, Tami ile birlikle senelerce eğitimini aldığı birliğe bu sefer görev için gittiler.

Jo'nun savaşta yaşadıkları, kızlarından uzakta her an ölüm tehlikesiyle ayakta kalma çabası ve her gün eve geri dönüşünü düşünerek geçirdiği günler..
Michael'in kendiyle ve Jo olmadan hayatla yüzleşmesi. Tabii bir de Jo'ya beslediği aşkı su yüzeyine çıkarması...

Peki Jo geri döndüğünde eskisi gibi çocuklarına anne olabilecek miydi?
Savaşın getirdiği yaraları nasıl saracaktı?
Ya saramadığı yaraları, unutamadığı anıları ne yapacaktı?

Çokça gözyaşı dökmeye hazır hissettiğinizde bu kitabı elinize alın ve okumaya başlayın...


Kitapla ve Hoşçakalın...



6 Haziran 2014 Cuma

Daima Aşk / Sandi Lynn (Yorum)


Orijinal Adı: Forever Black
Sayfa Sayısı: 363
Yazar: Sandi Lynn
Goodreads Puanı: 4.01
Yayınevi: Elf Yayınları
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı

Aman Allah'ım sen nasıl güzel bir kitaptın ve ben seni neden bu güne kadar keşfedemedim. Daha önce aklım neredeydi. Sanırım şuan bu sorunun peşine düşeceğim..

Şimdi konunun neresinden size bahsetsem, sonunda siz de benim gibi Connor'a aşık olacaksınız. Yani tam bir ümitsiz vaka topluluğuyuz. En iyi ben hemen yoruma geçeyim..

Elle'yi Klye'ın onu terk etmesiyle tanıyoruz. Ama sanmayın ki Klye aşık, sadece yalnız kalmaktan korkuyor. Çünkü hasta. Ama size hastalığını söylemeyeceğim. Çünkü o hastalık konuyu öyle yerlere getiriyor ki...

Connor Black... Ahh ne desem ki size. Seksi, yakışıklı, ağız sulandırıcı, zengin bir CEO ve kadın düşmanı.
Elle ve Connor aslında tamda olması gereken yerde, Connor'ın evinde tanışırlar ama bu normal bir tanışma değildir. Çünkü Elle onu, dün akşam kulüpten tam atılırken durumuna acımış ve evine götürmüştür.Onunla ilgilenir, yatağına yatırır ve sonrasında yorgun düşüp o da bir kenara kıvrılır. Ama Connor sabah onu görünce Elle'yi azarlar ve seviştiği diğer kadınlara nasıl davranıyorsa öyle davranır. Yani ucuz...
Tabii Elle ona haddini bildirir.
Ehh zaten konu da burdan sonra ateşleniyor. Elle nereye gitse Connor'ı karşısında bulur. Kendi olmasa da limuzini oradadır.Connor, Elle'yi yemeğe davet eder ve zamanla arkadaş olurlar. Tabii ikisi de bununla yetinemeyecektir.
Her ne kadar birbirlerine ve herkese 'biz sadece arkadaşız' deseler de tutku ve şehvet o dudakları birleştirecek, tenlerini alevle saracaktır.
Elli'nin sakladığı bir sırrı vardır. Her geçen gün bu sırrı Connor'a söylemek güçleşir. Bir gün Klye çıkagelir ve Elle'ye geri dönmesi için yalvarır ama Elle, Connor'a aşık. Klye öfkeyle Elle'nin sırrını Connar'a söyler. Coonor duyduklarına inanamaz ve Elle'ye kendisini daha ne kadar kandıracağını sorar. Sonra da çekip gider.

Aşkınız için ne kadar mücadele edebilirsiniz? 
Sonsuza kadar mı?
Peki ya ölümle yüz yüze iseniz?

Her satırı keyifle okuyacağınız bir kitap. Sanırım benim tam da okumaya ihtiyacım olan kitaptı. Umarım yayınevi serinin devamı için beni fazla bekletmez. :D


Kitapla ve Hoşçakalın...




30 Mayıs 2014 Cuma

Kızıl Damla / Jeaniene Frost (Yorumum)


Orjinal adı           : First Drop of Crimson (Night Hunterss World #1)
Goodreads puanı : 4.16
Kitap temin          : Okuoku


''Eğer ölmek buysa herkese tavsiyemdir.'' Evet Denise, Spade'nin kollarında ona aşık olduğunu kabul ettiği anlarda bu sözcükler belirdi zihninde. Ahh ne kadar da doğruydu aşkını kabullenmiş Denise için. Ya Spade... Denise için yaptıkları asla paha biçilemezdi.

Denise kocasının ölümüyle bütün ölmeyenler ve doğa üstü yaratıklarla iletişimini kesmişti. Hatta en yakın arakadaşı Cat de buna dahildi. Fakat bir gün bir iblis kapısını olmadık bir biçimde çalınca her şey değişti.
Seneler önce Denise'nin bir iblisi kandıran akrabasını bulmak artık iblisin zoruyla da olsa Denise işiydi ama bunu tek başına asla yapamazdı ve tek yardım alabileceği kişinin Cat olduğunuz düşünüyordu. Ama Cat ile iletişimini kesmiş, ona nasıl ulaşacağını bile bilmiyordu. Telefon defterini karıştırken Spade'nin numarasını buldu ve hemen onu aradı. Tabii Spade, Denise'in aramasını en az onun kadar şaşkınlıkla karşıladı ve bu işe Cat karıştırmamayı, eğer hallledebileceği bir şeyse kendi halletmeyi önerdi. Tabii bu düşüncesinin altında Denise olan hisleri vardı. Denise ilk önce ne kadar da bu fikre soğuk baksa da Spade'nin teklifini kabul etti ve tabiri caiz ise bir takım olarak iblisin peşine birlikte düştüler. Ama zaman geçerken birbirlerini koruma içgüdüleri daha da arttı. Bunun akabini birbirlerine duydukları arzu ve şehvet kovaladı. Her ikisi de kendilerini dizginlemekte zaman geçtikçe daha çok zorlanıyordu ve bu zinciri ilk Spade kırdı.

Ama önlerinde zamanla yarışmaları gereken bir gerçek vardı. Eğer iblisi bulamazlarsa Denise'in ailesi ölecek ve Denise zamanla bir iblise dönüşecekti. Hatta bu dönüşüm kendini göstermeye başlamıştı.

Bakalım Spade kendi türünü bile yok etmeyi düşünecek kadar sevdiği kadını koruyabilecek mi, yoksa her şey için çok mu geç kalacak?

Peki ya Denise sevdiği adamın kendisi için canını tehlikeye atmasına göz yumabilecek mi?

Ehh bunlarıda siz okuyunca öğreneceksiniz. İşin o kısmı size kalmış :D

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...