Sayfalar

Okudum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okudum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2014 Pazartesi

Gerçek Renkler / Kristin Hannah (Yorum)



                                                   Orjinal Adı: True Colours
                                                           Sayfa Sayısı: 508
                                                   Yayınevi: Pegasus Yayınevi
                                                      Yazar: Kristin Hannah
                                                      Goodreads Puanı: 3.86


   Kristin Hannah'la tanışmam açıkçası Ateşböceği Yolu ile oldu ve iyiki de oldu.Hatta kendime bile kızdım.''Niye bu kadar geç kaldım?'' diye, ama zararın neresinden dönersen kar kardır. :)

   Yazarın üçüncü kitabı Gerçekler Renkler'i bitirdim. Ama bir şey belirtmek isterim,belki benimle aynı fikirde olmayabilirsiniz ama ben daha önceki okuduğum iki kitabındaki (Ateşböceği yolu ve Kış Bahçesi) tadı alamadım. Evet, kitap kendi gerçekten çok güzel bir şekilde okutturuyor, bu da sanırım yazarımızın püf noktası. Yazarın anlatımı, hayal gücü ve kurgusu gerçekten çok güzel fakat çevirmen çok iyi çevirememiş kendinden eklediği cümleler çok olmuş, bu da nazar boncuğu olsun Pegasus'un.

   Gelgelelim konusuna kitabın; Vivi Ann, Winona, Aurora çiftlikte büyüyen üç kız kardeştir. Küçük yaşta annelerini kaybeden bu kızlar birbirlerine daha da bağlanmıştır. Winona, ailenin en zekisi olup avukat olmuştur. Water Edge, yani çiftliğin hukuksal ve mali işlemleriyle ilgileniyor. Aurora, ailenin ikincisi kendi halindedir. Richard adlı bir doktorla evlenip iki çocuk annesidir. Vivi Ann, ailenin gözbebeğidir. Her zaman babasının desteğini alan Vivi Ann, Water Edge elinde tutmak için herşeyi yapmaya hazırdır. Kasabaya gelen kızıldereli Dallas hayatlarına girene ve Vivi Ann ona aşık oluncaya kadar herşey artı ve eksileriyle devam etmekteydi. İlk önce bu ilişkiye Winona, daha sonra Harry (evin babası) karşı çıkmıştır. Fakat Vivi Ann ve Dallas hiç kimseyi dinlemeyip aşklarına devam etmiştir.Fakat bu aşkla birlikte bir çok felaket onları takip etmiştir.

   Kitapta yaşanan maceralardan, aşk, nefret, ihanet, intikam, sevgi, aile bağlılığı,kardeş kavgası yani hayatın bize getirmiş olduğu yaşanması gereken ya da yaşanması muhtemel olan her şey var. Bu kitap aynı zamanda sadece kardeşler arasındaki ilişkiyi değil, aile olma hissini taşıyan herkesin okuması gereken bir roman.

9 Haziran 2014 Pazartesi

Evden Çok Uzakta / Kristin Hannah (Yorum)


Orijinal Adı: Home Fron
Sayfa Sayısı: 475
Yazar: Kristin Hannah
Goodreads Puanı: 4.12
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı

Gerçekten Hannah'ın çok büyülü bir kalemi var. Hele ki konu aile ise. Hannah bir başka.

Jo, alkolik babanın ve kendine hiç güveni olmayan bir annesinin ölümü sonucu kendini askeriyeye atmış ve o disiplinle yetişmişti. Her zaman kendini koruyabilen, kimseye ihtiyacı olduğunu hissetmeyen biri olmuştu. O nede olsa bir havacı askerdi.
Michael, Jo ile ilk ailesi öldüğünde, daha Michael stajer bir avukat iken karşılaşmış ve bu karşılaşmadan altı yıl sonra yani ikinci karşılaşmalarında evlenmişlerdi. Jo onu ilk gördüğünde aşık olmuş ve hayatını bu adamla geçireceğine karar vermişti.

Evinin her şeylerini beraber şeçmiş, kendilerine çok güzel bir ev kurmuşlardı. İki de kızları olmuştu. Betsy ve Lulu...
Betsy biraz hırçın ve etrafta ki insanların ne derler korkusu taşıdığı bir kızdı. Lulu ise daha çok küçük olduğundan annesinin neşe kaynağıydı. 

Jo ile Michael'in evlilikleri de bu sıralar pek iyi gitmiyor, Jo sürekli eve geç geliyordu. Hatta kızlarının faaliyetlerine bile işlerinden dolayı katılamıyordu. 
Bir gün tartıştılar ve Michael hiç istemede de olsa Jo'ya artık onu sevmediğini söyledi. Bu sözlerle neye uğradığını şaşıran Jo o an bile kendini bırakmadı.
Ertesi gün hiç zamanı olmayan bir haber geldi. Jo sevk ediliyordu. Yani savaşa gidiyordu. En yakın arkadaşı ile Tami ile birlikte...

Jo ailesini nasıl geride bırakacağını düşünüyor geceleri bu düşünce ile uyuyamıyordu. Kızlarının ona ihtiyacı olduğunda onların yanında olamadığını düşündükçe gözlerine yaşlar birikiyor ama bunun görevi olduğunu kendine hatırlatıyordu.
O gün gelip çatıı ve Jo, Tami ile birlikle senelerce eğitimini aldığı birliğe bu sefer görev için gittiler.

Jo'nun savaşta yaşadıkları, kızlarından uzakta her an ölüm tehlikesiyle ayakta kalma çabası ve her gün eve geri dönüşünü düşünerek geçirdiği günler..
Michael'in kendiyle ve Jo olmadan hayatla yüzleşmesi. Tabii bir de Jo'ya beslediği aşkı su yüzeyine çıkarması...

Peki Jo geri döndüğünde eskisi gibi çocuklarına anne olabilecek miydi?
Savaşın getirdiği yaraları nasıl saracaktı?
Ya saramadığı yaraları, unutamadığı anıları ne yapacaktı?

Çokça gözyaşı dökmeye hazır hissettiğinizde bu kitabı elinize alın ve okumaya başlayın...


Kitapla ve Hoşçakalın...



6 Haziran 2014 Cuma

Daima Aşk / Sandi Lynn (Yorum)


Orijinal Adı: Forever Black
Sayfa Sayısı: 363
Yazar: Sandi Lynn
Goodreads Puanı: 4.01
Yayınevi: Elf Yayınları
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı

Aman Allah'ım sen nasıl güzel bir kitaptın ve ben seni neden bu güne kadar keşfedemedim. Daha önce aklım neredeydi. Sanırım şuan bu sorunun peşine düşeceğim..

Şimdi konunun neresinden size bahsetsem, sonunda siz de benim gibi Connor'a aşık olacaksınız. Yani tam bir ümitsiz vaka topluluğuyuz. En iyi ben hemen yoruma geçeyim..

Elle'yi Klye'ın onu terk etmesiyle tanıyoruz. Ama sanmayın ki Klye aşık, sadece yalnız kalmaktan korkuyor. Çünkü hasta. Ama size hastalığını söylemeyeceğim. Çünkü o hastalık konuyu öyle yerlere getiriyor ki...

Connor Black... Ahh ne desem ki size. Seksi, yakışıklı, ağız sulandırıcı, zengin bir CEO ve kadın düşmanı.
Elle ve Connor aslında tamda olması gereken yerde, Connor'ın evinde tanışırlar ama bu normal bir tanışma değildir. Çünkü Elle onu, dün akşam kulüpten tam atılırken durumuna acımış ve evine götürmüştür.Onunla ilgilenir, yatağına yatırır ve sonrasında yorgun düşüp o da bir kenara kıvrılır. Ama Connor sabah onu görünce Elle'yi azarlar ve seviştiği diğer kadınlara nasıl davranıyorsa öyle davranır. Yani ucuz...
Tabii Elle ona haddini bildirir.
Ehh zaten konu da burdan sonra ateşleniyor. Elle nereye gitse Connor'ı karşısında bulur. Kendi olmasa da limuzini oradadır.Connor, Elle'yi yemeğe davet eder ve zamanla arkadaş olurlar. Tabii ikisi de bununla yetinemeyecektir.
Her ne kadar birbirlerine ve herkese 'biz sadece arkadaşız' deseler de tutku ve şehvet o dudakları birleştirecek, tenlerini alevle saracaktır.
Elli'nin sakladığı bir sırrı vardır. Her geçen gün bu sırrı Connor'a söylemek güçleşir. Bir gün Klye çıkagelir ve Elle'ye geri dönmesi için yalvarır ama Elle, Connor'a aşık. Klye öfkeyle Elle'nin sırrını Connar'a söyler. Coonor duyduklarına inanamaz ve Elle'ye kendisini daha ne kadar kandıracağını sorar. Sonra da çekip gider.

Aşkınız için ne kadar mücadele edebilirsiniz? 
Sonsuza kadar mı?
Peki ya ölümle yüz yüze iseniz?

Her satırı keyifle okuyacağınız bir kitap. Sanırım benim tam da okumaya ihtiyacım olan kitaptı. Umarım yayınevi serinin devamı için beni fazla bekletmez. :D


Kitapla ve Hoşçakalın...




1 Haziran 2014 Pazar

Çin Daması / Simon Lewis (Yorum)

 

        Orijinal adı        : Bad Traffic
Sayfa sayısı       : 407
Goodreas puanı  : 3.53
                     Yayıncı               : Pegasus Yayınları
                Kitap Temin       : Kitap Sihirbazı

İlk defa bir Pegasus kitabı beni bu denli hayal kırıklığına uğrattı. Ne kadar boş ve zaman kaybı olduğunu maalesef okurken çektiğim azaptan anladım ve yer yer atlayarak okuduğum bir kitap oldu.

Kitabın konusuna direk girip bu işkenceden kurtulmayı düşünüyorum :D 

  Kendi ülkesinde dedektif olan Jian bir gün kızından bir telefon gelmesiyle herşeyi değişir. Çünkü kızı sadece kendisini kurtarmasını istemekte ve bir daha ona ulaşamaz. Bunun üzerine Jian hemen İngiltere'ye gitmek için harekete geçer. Tabii dil bilmemesi kendisi için bayağı bir dezavantaj olacaktır. 

  Jian kızını ararken hiç olmadık şeyler öğrenir ve aslında kızının okumak için geldiği İngiltere de kızının okumadığını ve bir çok kötü şeylere bulaştığını anlar. Hatta bir restorantta garsonluk bile yapmıştır. 
Jian kızını ararken restoranın sahibi sayesinde kızının öldüğünü öğrenir ve intikam peşine düşer.

  Bu sayede de Ding Ming ile tanışır. Ding Ming sırf zengin olma ümidi ile ülkesinden İngiltere'ye karısıyla beraber kaçak yollardan gelmiştir. Ama Ding Ming de umduğunu hiç bulamaz ve olmadık işlerle karşı karşıya gelir. 
  Ahh tabii bir de bir de tüm olayların merkezi Jian'ın kızı Wei Wei var. Aslında öldü sanılan bu kız bakın da neler karıştırıyormuş...

  Neyse efenim benden bu kadar. Eğer olur da bu kitap okuma listenizde veya eliniz de ise size bir ön fikir olacaktır sanırım. Ama ben tavsiye etmiyorum maalesef.

                                                       
         Kitapla ve hoşçakalın...

                                                      

30 Mayıs 2014 Cuma

Kızıl Damla / Jeaniene Frost (Yorumum)


Orjinal adı           : First Drop of Crimson (Night Hunterss World #1)
Goodreads puanı : 4.16
Kitap temin          : Okuoku


''Eğer ölmek buysa herkese tavsiyemdir.'' Evet Denise, Spade'nin kollarında ona aşık olduğunu kabul ettiği anlarda bu sözcükler belirdi zihninde. Ahh ne kadar da doğruydu aşkını kabullenmiş Denise için. Ya Spade... Denise için yaptıkları asla paha biçilemezdi.

Denise kocasının ölümüyle bütün ölmeyenler ve doğa üstü yaratıklarla iletişimini kesmişti. Hatta en yakın arakadaşı Cat de buna dahildi. Fakat bir gün bir iblis kapısını olmadık bir biçimde çalınca her şey değişti.
Seneler önce Denise'nin bir iblisi kandıran akrabasını bulmak artık iblisin zoruyla da olsa Denise işiydi ama bunu tek başına asla yapamazdı ve tek yardım alabileceği kişinin Cat olduğunuz düşünüyordu. Ama Cat ile iletişimini kesmiş, ona nasıl ulaşacağını bile bilmiyordu. Telefon defterini karıştırken Spade'nin numarasını buldu ve hemen onu aradı. Tabii Spade, Denise'in aramasını en az onun kadar şaşkınlıkla karşıladı ve bu işe Cat karıştırmamayı, eğer hallledebileceği bir şeyse kendi halletmeyi önerdi. Tabii bu düşüncesinin altında Denise olan hisleri vardı. Denise ilk önce ne kadar da bu fikre soğuk baksa da Spade'nin teklifini kabul etti ve tabiri caiz ise bir takım olarak iblisin peşine birlikte düştüler. Ama zaman geçerken birbirlerini koruma içgüdüleri daha da arttı. Bunun akabini birbirlerine duydukları arzu ve şehvet kovaladı. Her ikisi de kendilerini dizginlemekte zaman geçtikçe daha çok zorlanıyordu ve bu zinciri ilk Spade kırdı.

Ama önlerinde zamanla yarışmaları gereken bir gerçek vardı. Eğer iblisi bulamazlarsa Denise'in ailesi ölecek ve Denise zamanla bir iblise dönüşecekti. Hatta bu dönüşüm kendini göstermeye başlamıştı.

Bakalım Spade kendi türünü bile yok etmeyi düşünecek kadar sevdiği kadını koruyabilecek mi, yoksa her şey için çok mu geç kalacak?

Peki ya Denise sevdiği adamın kendisi için canını tehlikeye atmasına göz yumabilecek mi?

Ehh bunlarıda siz okuyunca öğreneceksiniz. İşin o kısmı size kalmış :D

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...