Sayfalar

bestseller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bestseller etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2015 Çarşamba

Yeni Başlangıçlar Mevsini & Debbie Macomber ( Yorum )



Küçük mucizeler dükkanı ile büyük bir hayran kitlesine ulaşan Debbie Macomber'in kitapları gerçekten çok güzel,size bir aile sıcaklığı yaşatan bu seri Newyork Bestseller'dan adını sildirmemesiyle belli oluyor.Kitap gene dört güçlü kadınla karşımıza çıkıyor.Onların durumları nasıl olacak nasıl sonuçlanacak derken bir bakıyorsunuz ki kitabı bitirmişsiniz.İster istemez düşünüyorsunuz zaten bende o sokakta olsam ne olur nasıl davranırım diye.

Bu kitabımızda eski sakinlerin yani maceramızın baş kahramanı Lydia ile birlikte Alix ve Bir Dilekle Başlar Herşey kitabından tanıdığımız Anne Marie var. Lydia'nın geçirdiği hastalıklar sebebiyle çocuğu olmadığı için evlatlık edinmek isterler ve talepleri kabul edilir. Lydia ve eşi bebek istemektedirler ancak hayat onları farklı tercihlere sürükler.

Alix ve eşi de evliliklerini bir bebekle süslemek isterler. Bunun için de Alix'in sigarayı bırakması gerekmektedir. Bununla savaş veren zaman zaman eşiyle tartışan Alix iradesine sahip çıkıp başarılı olacak mı? Örgü kursu Alix için işe yarayacak mı?

Anne Marie 'nin ufak bir kız çocuğu evlat edindiğini daha önceki kitaptan biliyoruz. Bu kitabımızda herşey yolunda gitmektedir ta ki Ellen'ın gerçek babası olduğunu söyleyen Tim ortaya çıkana kadar. Ellen ile Anne Marie'nin hayatına giren bu adam Ellen gerçek babası mı? Ellen'ı Anne Marie'den almak isteyecek mi?

Gelelim yeni kahramanlara. Bryan bir işadamıdır. Çikolata üreten bir şirketin sahibir. Babası ölünce işlerin başına geçmek zorunda kalmış ve stres, yorgunluk, uykusuzluk yüzünden genç yaşta tansiyon ve kolestrol hastası olmuştur. Aynı zamanda şirkete karşı açılan bir dava ile de uğraşmaktadır. Doktoru ilaçlarını kullanmasını aynı zamanda örgü kursuna gitmesini tansiyona faydası olduğunu söyler. Çünkü kendisi de örmektedir. Bryan "Örgüyle Bırak Alışkanlıkları" sloganına sahip örgü kursuna başlar. Hayatında süpriz gelişmeler olur.

Phoebe, nişanlısının uygunsuz bir baskında yakalanmasıyla ayrılma kararı almıştır. Çünkü bu ilk yakalanması değildir. İlkinden sonra çok özür dilemiş, aileler araya girmiştir. Phoebe de Clark'ın sözüne inanmış ve onu affetmiştir. Clark güvenilmeyen kişiliğiyle aynı olayı tekrarlar. Phoebe ayrılmakta kararlıdır. Ancak Clark peşini bırakmaz. Phoebe, Clark'ı sevdiğinden ona karşı zayıftır. Yenilmemeye kendi kendine söz verir. Blossom Sokağı'ndan geçerken örgü kursunu görür ve kayıt yaptırır. Onun da hayatı bu kursla değişecektir.

Yine arkadaşlığın, dostluğun, sevginin, aşkın, ailenin sıcacık anlatıldığı hoş vakit geçireceğiniz, okumaktan keyif alacağınız bir kitap. İyi okumalar. 




22 Aralık 2014 Pazartesi

Hipnozcu / Lars Kepler (Yorum)

Pegasus Yayınevinden çıkan Hipnozcu'yu dün akşam itibariyle bitirmiş bulunmaktayım.
Lars Kepler'in yazdığı bu roman gerek yazı stili,gerek konusu,gerek kapak tasarımı gerçekten çok hoşuma gitti.
Öncelikle yazar hakkında size kısa bir bilgi vereyim.Lars Kepler diye bir yazar yok.Nasıl yani diyeceksiniz biliyorum,çünkü aynı tepkiyi bende verdim.Çiftimiz ayrı ayrı olarak aslında bir çok kitap yazmıştır Fakat Hipnozcu'da bir araya gelerek bu güzel kitabı yazdılar.Hipnozcu için bile yayınevine isimleri gizli olarak vermişlerdir.Daha sonra kitap çok satanlara girince deşifre olmak zorunda kaldılar.(Bence gayet hoş bir fikirmiş bu :) )

Gelgelelim kitabın konusuna;Stockholm'da bir aile vahşice öldürülmüş olarak bulunuyor.Aileden sadece evin tek erkek çocuğu Josef Ek kurtulmuştur fakat ağır yaralıdır.Cinayetin çözümlenmesi için Josef'in bilgilerine ihtiyaç vardır.Erik Maria Bark,ünlü bir hipnozcudur.Binbir zorlukla ikna edilip Josef'e hipnoz yapmayı kabul eder fakat duydukları karşında şok geçirir.Josef Ek,bir kaç hafta sonra hastaneden kaçar,fakat bu arada bir gün önce de Erik'in oğlu Benjamin bir gece yarısı evden kaçılır.Herkes Josef Ek'in kaçırdığını düşünürken aslında düşman  on sene yapılmış hipnoz grubundan biri olduğu ortaya çıkıyor.Birbiriyle ilişkileri yokmuş gibi görünse de aslında birbiriyle bağlantılı olduğunu romanın sonuna doğru anlıyorsunuz.Yazar, olayları çok güzel bir şekilde bağlamış.Psikolojiyle iç içe olan bu roman sık sık geçmişe dönmesni ve yaptıkları hataları gözden geçirmelerini sağlıyor.
Romanda bir çok mekan,yer,sokak,cadde isimleri görmeniz mümkün fakat İsveçce olduğu için bazen okumakta zorlandım.
Romanda dikkatimi çeken başka bir nokta ise Türk bir karakterin olması ve ayrıca Müslümanlara karşı saygılı davranması hoşuma gitti.
Kendisine bu nedenle teşekkür ederek başarılarının devamı dilerim...



20 Aralık 2014 Cumartesi

Kundakçı / Chris Cleave (Yorum)


   Bugünlerde okuduğum bir çok kitap beni çok farklı hissettirdi. Bunlarda biri de Kundakçı. Yazarın dili pek alışık olmadığım bir tarzı ve bu beni zorladı. Kitap imla kurallarından yoksun yazılmış ve bunu yazarın anlatım şekline bağlı kalmak açısından yapıldığı yazılmış. Bana göre buna hiç herek yoktu. Çünkü okurken bir çok yeri tekrar etmeme sebep oldu. Anlama zorluğu çektim ne yapayım. :)

   İlk sayfaların bir bölümünde kitaba övgü yağdırılmış. Hem de çok iyi bildiğimiz yerlerden. Hımm bunlar nasıl kitap okuyup değerlendiriyor dedim endi kendime. Konu kötü demiyorum. Sadece anlatım tarzı insanı çoğu yerde sıkıyor. Ve kitap okurken, okuduğum kitap da diyalog olmasını isterim ben. Düz bir yazı değilde ahenkli olması gerek. Ne bileyim hani bir çok kitapta vardır ya bölüm 1 felan. Öyle olsun isterim. İnsan bazen sıkıldığında nefes almalı. Ama bu kitapta nefes almak için baya bir yol katetmek gerekiyor. Yoksa anlatımın herhangi bir yerinde ara verirseniz sonradan biraz geriden başlamak gerekiyor.

   Kundakçı'dan önce okuduğum Gölge Hırsızı kitabındaki küçük çocuğun kitapta adı hiç geçmemişti ve alın işte bu kitapta da kadının adı yok. O yüzden ne diye hitap edeceğim bilmiyorum. Neden normal kitaplar beni bulmaz veya neden ben sürekli bu tarz kitapları bulurum. :)

   Konusu; eşi ve oğlunu maça gönderen kadın bir kaç gün önce tanıştığı bir gazeteci ile kendi evinde maçı izlerken sevişmeye başlarlar ve tam o sırada maç sahasında büyük bir patlama olur. Kadın birden kısa bir şok yaşar ve sonrasında hemen sahaya giderler. Gördükleri karşısında travma geçirir. Gözünü açtığında kendini hastanede bulur ve kısa süre sonra oğlu ve kocasının patlamada öldüğünü öğrenin. Kitap burdan sonra kadının psikolojik travmasını anlatır yani kadın bir yerde kafayı yemiştir. Mesela oğlunun yaşadığına inanır. Hatta onunla konuşur. Eşi ve oğlunun öldüğü patlamayı Usame Bin Ladin'in yaptığını düşünüyordur. Hikaye de kadının Usame'ye bunları mektuplarında yazış şekliyle anlatılıyor zaten.

   Okurken bir çok kez yarım bırakma dürtüsüyle savaştım. Beklentimi karşılamadı ne yazık ki. Ama yazarın çok bahsedilen Küçük Arı kitabını alıp okuyacağım. Eh ondan sonra da kesin bir yargıya varırım sanırım.
Umarım Küçük Arı çok daha iyidir ve yazar haneme bir kalem daha ekleme fırsatım olmuş olur.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...