Sayfalar

27 Ekim 2014 Pazartesi

Aşkın Müziği / Kylie Scott [Kitap Yorumu]




318 sayfa...
Eline aldığın gibi bitebilecek bir kitap.

* Yazarın kalemi sürükleyici. 50. sayfadan 150. sayfaya nasıl geçtim anlamadım bile.
* Konu ise müthiş! Elinden bırakamıyorsun. 




Yazar daha ilk sayfada -abartmıyorum- bombayı pat-lat-mış. O kadar çok yer de, öyle çok şaşırtıyor ki yanlış anlamadığımdan emin olmak için kimi yeri iki defa okudum. :))

Bu kitaptan olağanüstü film oluyor ya... ((Öyle bir duyum alan var mı?))

Aşkın Müziği'ni çok sevdim. Keşke seri olsaymış dedim. Bu kadar çabuk, bu kitap ile vedalaşmaya hazır değilim... Kendimi tutabilseydim de daha yavaş okusaydım... Hatta kitaptaki karakterleden Mal ile Lauren'in de ayrı ayrı kitaplarını istiyorum ben! ((Banana banane... İstiyorum!))

Kitap, Evelyn'nin kendini uyandığı zaman David'in yanında bulması ile başlıyor. Tabi bir önceki güne ait hiç birşey hatırlamıyor. Ne olduğunu David'ten öğreniyor; Evlenmiş. :)) :)) :))
Evlendiğini öğrendiği zamansa adamın üstüne kusuyor yahu! 

Bir rock tanrısının üstüne kustu! Bende istiyorum; bende rock tanrısı istiyorum! Ay yani üstüne kusmak. Onun. Rock Tanrımın. Yaniii rock tanrısının işte. :-P

Hayırrr... Evelyn bu kadarlada kalmıyor. Adamın ismini poposuna yaptırdığı dövmeden öğreniyor. Ve kendi evliliğine; ''bu acayip sarhoşluk gerizekalılığı'' diyor! ... Ben orada bi koptum zaten. Karnıma ağrılar girdi gülmekten. 

Evelyn sarhoş olduğu zaman yaptıklarından utandığı için hatırlamak bile istemezken, David'i tanıdıkça hem aralarında neler geçtiğini merak etmeye başlıyor hemde kör kütük aşık oluyor... Eh David'in de sinir olmadığım yanları olmadı değil ama hangi erkek kusursudur ki... ((Hiç :-P)) Anlayacağınız ilişkileri tersten yürüyor. Önce evleniyorlar sonra birbirlerine aşık oluyorlar, eh bir ara da birbirlerini tanıyorlar. 

Çok çok çok müthiş bir kurguydu! 
okuyun millet bu kitabı, pişman olmazsınız. 
Kitapta cinsellikte vardı fakat rahatsız edecek boyutlarda değildi... İki aşığın romantik anları diyebiliriz...

Okuyun. Zaten okuduktan sonra yanınızdakine de okutursunuz muhakkak. :))


21 Ekim 2014 Salı

Öksüzler Treni, Christina Baker Kline [Kitap Yorumu]



Benim için bu kitabı anlatmaya tek bir kelime yeter: Mükemmeldi.
Öksüzler Treni daha çıktığı ilk andan itibaren adı ve kapağıyla dikkatimi çeken bir kitap olmuştu. Konusuna bile bakmadan ben bu kitabı okurum demiştim... Öyle de oldu. Yer içer gibi; bir günde bitti.

Belki duymuşsunuzdur; Öksüzler Treni 1850-1900lü yıllarda gerçekten var olmuş bir tren.
Bu trende yüz binlerce sahipsiz çocuk ''evlat edinilmeleri'' için kasaba kasaba gezdirilmişlerdir. Tabi işin aslı bu çocukların çoğu, sevgisiz ortamlarda, köle gibi çalıştırılmışlardır.
Tren bir istasyonda duruyor, kasaba halkı da onları inceliyor. Yemek, temizlik, dikiş hatta tarlalarda çalışmak için uygun olup olmadıklarına bakıyorlardı. Bedavaya köle seçebileceksen neden parayla işçi çalıştırasın ki... Üstelik aç bırakılıyorlar, dayak yiyorlar. Anlayacağınız küçücük yaşta ağır travmalar geçiriyorlar...

Şunları yazarken bile, o çocuklar için ruhum daralıyor... Yazık... 

İnsanların en çirkin hallerini görüp, bilerek büyümek... Hayata dair tek iyi bir şey bekleyemezsin bile.

*

Öksüzler Treni kitabı ise iki karakterin ağzından... Paralel bir hikaye... Vivian ve Molly... İki kimsesiz... Vivian 91 yaşında. O günümüzde Molly'e geçmişini anlatıyor. 1829 yılından 1943'e kadar 23 yıllık bir süre. Koskoca bir hayat. vivian o trenin öksüzlerinden.
Molly ise 2011'de 17 yaşında sorunlu bir genç. 
İkisinin yaşlarının arasında koskoca bir ömür de olsa, birbirlerinde çok şey buluyorlar. En önemlisi de birbirlerini anlıyorlar.
Vivian ona geçmişini anlatarak yardımcı oluyor. Molly ise o geçmişten bir çok şeyi tutup çıkartıyor. Bunlardan biri de Vivian'in 68 yaşındaki kızı... 
91 yaşında, 68 yaşındaki kızı ile ilk defa tanışıyor. Kaç kişinin kendi çocuğu ile tanışma hikayesi olur?


Yazar geçmiş ile geleceği birbirine öyle güzel yansıtmış ki... Kalemini çok çok beğendim.
Bir çok yerde duygusallaşıp, o kadar çok için ürperiyor ki. Anne- babanın, onların karşılıksız sevgilerinin kıymetini anlıyorsun. Biz onların sevgisi karşısında güvenmenin tanımını öğreniyoruz. Başkalarına güvenebilip, hayattan iyi şeyler isteyebiliyoruz...

*

Anlayacağınız size bir çok şey katabilecek bir kitap; Öksüzler Treni.
Beğenerek en önemlisi de severek okuyacaksınız.
Tavsiye ederim.



1 Temmuz 2014 Salı

Değerini Bil / Nora Roberts (Yorum)



Orijinal Adı: Savor The Moment (Bride Quartet #3)
Sayfa Sayısı: 357
Yazar: Nora Roberts
Goodreads Puanı: 4.10
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Kitap Temin: Kitap Sihirbazı

Gelin serisinin 3. kitabı olan Değerini Bil tek kitap olarak bakıldığında gayet düzel ve akıcı bir konuya sahip. Ama serinin diğer ilk iki kitabını okuyan biri olarak bana sıradan geldi. Biraz da tekrar gibi. O sebeple fazla bir yorum yazamayacağım.
Bu kitabımız da Laurel'i konu almış. Zaten ikinci kitabı okurken yazar bunun sinyallerini veriyor. Hatta ikinci kitabı okurken Laurel'in aşık olduğu adamın Del olduğunu da biliyordu. Bu sebeple konu en baştan bana bildik geldi. Tamam Laurel ve Del'i okumak güzel ama daha farklı kurgularda olsaydı bence daha hoş olurdu.
Bildiğimiz gibi Laurel organizasyon grubunun pastacısı. Hatta öyle pastalar yapıyor ki herkes hayran. Del ise onların gözetleyeni, koruyanı, müdafaacısı ve Parker'in abisi. Ama Laurel Del'in bu korumacı tavırlarından sıkılmış ve ona olan hislerini görmediği için kızmıştır. Bu kızgınlıkla (ki ben buna kızgınlık demezdim) Del'i şakadanak öper. Ehh olaylar da bu öpücükle başlar tabi ki. İlk önce ikisi de ne yapacağını bilemez. İçten ie inkarlar tekrarlanır. Ama ikisi de birbirini akıllarından çıkaramaz.
 İlk adımı Laurel attığına göre diğer adım Del'e ait olmalı ve Del'in bu fırsatı kaçırmak gibi niyeti yok.
Bazı zorluklar, sorumluluklar ve engeller yaşansa da aşk her zaman yolunu bulur.

Eğer bu seriyi okuyor iseniz bence kitaplar arasına biraz zaman koyun yoksa benim gibi konular size çok bildik gelecektir.


Kitapla ve Hoşçakalın...



LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...