Aspendos Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aspendos Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Nisan 2015 Cuma
Siyah Damar, Tarryn Fisher [Kitap Yorumu]
Tarryn Fisher... Siyah Damar'ın yazarı. Bu kadın bir numara. Bu kadın kesinlikle sorun ve bu kadın kesinlikle bir deli. Aynı yarattığı karakterler gibi. Kurgu gibi. =))
Çok seviyorum ve çok beğeniyorum. En beğendiğim yönü ise iki paragraf arasında en beklenmedik anda tek bir cümle ile şoka uğratması. Tekrar ve tekrar...
Bu yazardan daha önce üçleme bir seri okumuştum: Fırsatçı, Kızıl Tehlike ve Hırsız. Siyah Damar ise tür olarak diğerlerinden ayrılsa da kesinlikle onları aratmıyor.
Kitabın türü psikolojik-gerilim. Okurken öyle yerlerle karşı karşıya kalıyorsunuz ki benim kanım çekildi. Zaten kitabın teşekkür bölümünde de Stephen King'e ona yazmasını öğrettiği için teşekkür ediyor. Stephen King'e! O ve onun yarattığı karakterler ayrı bir sorunlu zaten. =))
Siyah Damar, Senna'nın bir sabah uyanıpta kendini hiç bilmediği bir yer de bulmasıyla başlıyor. İlk fark ettiği ikinci katta olduğu. İkinci fark ettiği şeyse karların arasında bir tabela; üzerinde ise ''İşin bitti, Senna,'' yazıyordu. Eh daha ilk sayfadan da ilk şoku yaşamış oldum. Tabi Senna'da. Ama Tarryn bu: Senna evi dolaşmaya çıkıyor, karşısına biri çıkacak olursa da onu bıçaklamayı, ikiye bölmeyi düşünüyor. Ben olsam korkudan altıma kaçırmamaya çalışır, hiç bir şey de düşünemezdim! =))
Ah! Karşısına biri çıkıyor; Isaac. Fakat onun elleri ve kolları bağlanmış.
O ev de günler, aylar geçiyor. Hissettikleri tek şey korku. Sanırım en kötü işkence onların ki; ölümü beklemek. Zamanla yemek, odun ve umutları da tükeniyor.
Fakat ikilinin geçmişinde bir sır yatıyor; atlıkarınca ile ilgili. Tesadüfe bakın ki ev de bir atlıkarınca odası var. Başlarda geçmişi hatırlamak, konuşmak istemezler. Çünkü hatırladıkları anının ardından acı ve suçluluk gelecektir. Fakat hatırlamaları gerektiğini kabullendiklerinde evin kapısını açmayı başarırlar.
Ve kitap bir anda geçmişe, Senna ile Isaac'in tanıştıkları zamana döner. Senna onu terk eden, aşık olduğu adama: Nick'e özlem duymakta ve hayatına devam etmek için çabalayan bir kadındır. Isaac ile tanışmaları ise tecavüze uğradığı gün olur... Hayatı boyunca sessiz biri olan Senna bu olayla iyice içine kapanır. Aslında kısacası Isaac ile tanıştıklarında Senna sessiz biriydi. Acı çektiğinde sessizdi ve kansere yakalanıp hayatın bir darbesini daha yediğinde yine sessizdi. Isaac onun her zaman yanında oldu. Onun sessizliğinde ki çığlığı duydu.
Nick aşık olduğu adamdı ama Isaac ruh eşiydi.
Fakat Senna Isaac'i hayatından kovdu... İşte tam da bu nokta da kitap tekrardan hapis kaldıkları evin kapısını açtıkları zamana dönüyor.
Hayatta kalabilmek için birbirlerine tutunuyorlar. Onları oraya kapatan kişi ortaya çıktığında öğreniyorlar ki o kişinin asıl amacı aşkı test etmekmiş. [Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.]
Onun yaptıkları yüzünden neredeyse ölüyorlardı... Çünkü o, acımasızdı. Kendini tanrı sandı. Fakat Senna o ev de hapis kaldığı süre içerisinde değişti. Isaac o değişimi başlattı. Isaac, Senna'nın kendine karşı hissettiği acıma duygusunu, şirretliğini, dünyaya haddini bildirme arzusunun hepsini aldı ve kendine yönlendirdi.
...
Siyah Damar nefesimi kesti. Soluksuz okuyacağınız, bir çok şeyi sorgulayacağınız müthiş bir romandı.
Alın okuyun millet! ;-)
24 Şubat 2015 Salı
Baştan Çıkarıcı Atıştırmalıklar / Tara Sivec (Yorum)
Hızla belirteyim ki kitap +18. Zaten yayın evi de kitabın arka açıklama yerinde uyarısını geçmiş.
Konuya göre güzel bir kapak olmuş. Hani biraz düşününce sanırım iyi bir seçim demeliyim.
Claire kendi kendine sürekli 'asla çocuk sahibi olmayacağım' naraları atan bir kızdır. Neden mi? Kedi beslemenin çocuk beslemekten daha kolay olacağına inanıyor ve bir de işin kadınsal yönleri kafasında dans ediyor. Size Cleire'in aklındaki düşüncelerin vajina dolaylarında dans ettiğini söylersem konuya yabancı kalmazsınız en azından. Çünkü fazla detaya girmeyeceğim. :D
Claire'in en yakın arkadaşı Liz, sürekli onun bekaretinden yakınır ve bir gün Claire bu işin sonuca varmasını sağlar. İşte burası tam bir komedi. Çünkü Claire tek gecelik bir ilişki sonucu, sabah uyanır uyanmaz adamın yanından kaçar ve bir müddet sonra hamile olduğunu anlar. O satırları okurken Claire'e 'Ne oldu yavrum, hayat tam da hayal ettiğin gibi ilerliyor değil mi?' diye lafı yapıştırdım. Tabii o beni duymadı bile :D
Carter sabah uyandığında, yanında dün geceki o çikolata kokulu kızı bulacağını sanarak gözlerini açtı. Ahh büyük hayal kırıklığı. Hani kız nerde Carter? Tabii ki kaçtı. Kitapta en eğlendiğim bölümlerden biri de Carter'ın yatakta kendinin tek başına olduğunu anladıktan sonraki beş dakika. Aklıma geldikçe hala gülüyorum. Neyse Carter o malum anları atlattıktan sonra Claire bulmak istedi. Hakkını yememek gerek. Tabii Claire de onu baya bir aradı. Tek sorun birbirlerinin simlerini dahi bilmiyorlardı.
Beş yıl sonra hiç beklemedikleri bir anda karşılaştıklarında bu onlar için büyük bir şok olsa da artık ikisinin ortak bir noktası var. Gavin. Yani oğulları. İlk başlarda ne kadar da birbirlerini zorlamış gibi yapsalar da çok geçmeden aile olmaya başlıyorlar.
Kitap da küfür ve cinsel içerik çokta olsa yazar aile bağı, arkadaşlık, aşk kavramlarını güzel işlemiş. Az biraz da anlarım biçimi Pucca vari geldi.
Eğer küfür ve cinsel terimlerden dolayı rahatsızlık duymazsanız bolca gülüp eğleneceğiniz bir kitap olacaktır sizin için. Ve kitabımız burada da bitmiyor. 3 kitaplık bir seri bizi bekliyor. Bu da demek ki bu çılgın aile ile daha işimiz bitmedi :D
Konuya göre güzel bir kapak olmuş. Hani biraz düşününce sanırım iyi bir seçim demeliyim.
Claire kendi kendine sürekli 'asla çocuk sahibi olmayacağım' naraları atan bir kızdır. Neden mi? Kedi beslemenin çocuk beslemekten daha kolay olacağına inanıyor ve bir de işin kadınsal yönleri kafasında dans ediyor. Size Cleire'in aklındaki düşüncelerin vajina dolaylarında dans ettiğini söylersem konuya yabancı kalmazsınız en azından. Çünkü fazla detaya girmeyeceğim. :D
Claire'in en yakın arkadaşı Liz, sürekli onun bekaretinden yakınır ve bir gün Claire bu işin sonuca varmasını sağlar. İşte burası tam bir komedi. Çünkü Claire tek gecelik bir ilişki sonucu, sabah uyanır uyanmaz adamın yanından kaçar ve bir müddet sonra hamile olduğunu anlar. O satırları okurken Claire'e 'Ne oldu yavrum, hayat tam da hayal ettiğin gibi ilerliyor değil mi?' diye lafı yapıştırdım. Tabii o beni duymadı bile :D
Carter sabah uyandığında, yanında dün geceki o çikolata kokulu kızı bulacağını sanarak gözlerini açtı. Ahh büyük hayal kırıklığı. Hani kız nerde Carter? Tabii ki kaçtı. Kitapta en eğlendiğim bölümlerden biri de Carter'ın yatakta kendinin tek başına olduğunu anladıktan sonraki beş dakika. Aklıma geldikçe hala gülüyorum. Neyse Carter o malum anları atlattıktan sonra Claire bulmak istedi. Hakkını yememek gerek. Tabii Claire de onu baya bir aradı. Tek sorun birbirlerinin simlerini dahi bilmiyorlardı.
Beş yıl sonra hiç beklemedikleri bir anda karşılaştıklarında bu onlar için büyük bir şok olsa da artık ikisinin ortak bir noktası var. Gavin. Yani oğulları. İlk başlarda ne kadar da birbirlerini zorlamış gibi yapsalar da çok geçmeden aile olmaya başlıyorlar.
Kitap da küfür ve cinsel içerik çokta olsa yazar aile bağı, arkadaşlık, aşk kavramlarını güzel işlemiş. Az biraz da anlarım biçimi Pucca vari geldi.
Eğer küfür ve cinsel terimlerden dolayı rahatsızlık duymazsanız bolca gülüp eğleneceğiniz bir kitap olacaktır sizin için. Ve kitabımız burada da bitmiyor. 3 kitaplık bir seri bizi bekliyor. Bu da demek ki bu çılgın aile ile daha işimiz bitmedi :D
23 Şubat 2015 Pazartesi
Baştan Çıkarıcı Atıştırmalıklar, Tara Sivec
Kitabın bitmesine son bir bölüm kala kahkaha atmaktan nefes alamayacak durumdayım. Kendimden geçmiş bir şekilde gülerken bir bölüm sonra kitabı bitirdiğimde duygusallığa düşmüş bir haldeyim...
Bu kitap insanın kanını kaynatır.
Arka kapakta uyarı da var zaten; çok fazla cinsel içerik ve küfür içeriyor. Sürekli 'v' ve 'p' ile başlayan kelimeler de ömrümü yedi zaten. Doğruya doğru. Fakat kitabı güzelleştiren de sadece cinselliğe yönelik bir kitap olmamasıydı.
Kitapta aşk vardı. Dostluk vardı... Annelik ile babalık vardı. Tüm bunlar çokta iyi yansıtılmıştı. Okuyucuyu ele geçirebilen bir romandı.
Ve kitapta dört yaşında ki Gavin'le ilgili her satırı okumak ayrı bir zevk veriyordu. Küçücük çocuk öyle sorular sorup öyle cevaplar veriyordu ki... çocuklar bu kadar zeki oluyor mu yaw? :)):)):)) Kahkahadan kırılıyorsun. Aslında çocuklardan da hoşlanmam ama.
Hahahayt Gavin'i sevdim. Kitabı da :))
Fakat kitap +18 değil; +21 hatta +22 ona göre. Cinsellikte çok, cinsel içerikli şakalar, diyaloglar da. Okuyup okumama kararı sizin. Tavsiye eder miyim? Yaşınız uygunsa; evet.
Kitabın konusu ise; Claire ve Carter'ın çikolata tadında ki aşk hikayesi. Eee ne demişler ya sevdiğim beni baştan çıkarır ya da çikolata. Ama her daim çikolata. :))
Claire ve Carter üniversitedeyken bar da tanışıp bir gecelik ilişki yaşarlar. İkisi de sarhoştur... Claire, Carter uyanmadan kaçıp gider. Carter'sa uyandığın da pek bir şey hatırlamamaktadır. Bir tek onun kokusunu; çikolata kokusu aklından çıkmaz.
Beş yıl boyunca!
Onca zaman sonra tekrardan bir bar da karşılaştıkların da artık aralarında çocukları; Gavin vardır. İlişkileri biraz terten gidiyor ama aşkı da buluyorlar. :)) Aşkı buldukların da ise aile olma kararı alıyorlar. Kitap burada bitiyor fakat devamı var.
Bakalım nasıl bulacaksınız kitabı? ;))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





