Sayfalar

11 Ekim 2015 Pazar

Erospa, Meltem Arıkan [Kitap Yorumu]


Vay canına!

Kitap bitti ama bende bittim. =) Anlamaya çalışıyorum, anlamlandırmaya. Bir kitaba yorum yazmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Bazı kitaplar anlatılmaz, okunur ya işte Erospa'da o kitaplardan biriydi. Nasıl anlatsam bilemiyorum. Kitabın türünü bile söyleyemiyorum. Kitap hayatı ve ölümü anlatmaya yönelik. Kitap kendimizi ve başkalarını anlamaya yönelik. Siyaset kitabı. Fantastik roman. Bu kitapta çok şey var...

Meltem Arıkan'ın çok merak ediyordum. Düşünce ve İfade ödüllü yazar sonuçta fakat hiç bu kadar beğeneceğimi düşünmemişti. Kabul herkes sevmez bu romanı. 150 sayfalık kitap ama öyle oturup 1 saatte okuyabileceğin bir roman değil. İnce ama göründüğünden ağır. Dolu dolu... Etkileyici.

***

Kitap farklı zamanlarda geçiyor. Bir de günlük bölümleri var.

Farklı zamanlarda dört isim var; dört karakter. Üçü zaten aynı kişi; Erospa. Erospa'nın geçmişi, bugününü ve geleceği... Bir de Redmind var ki ona birazdan değineceğim. =)

Günlük bölümleri ise üçüncü kişinin ağzından. Benim için o üçüncü kişi yazarın kendisiydi.

''Romanımı yazarken ilk defa, bu romanda roman kahramanlarını bile kimin belirlediğine artık emin olamıyorum. Ben mi? Yazar mı? Yazarla ben aynı kişi miyim?''

Gelelim Redmind'e... Bundan sonrası spoi içeriyor şimdiden uyarayım. =)

Redmind'e ajan diyebiliriz. =) Teşkilat sibergerillarla yani hacker'larla ilgini bir birim oluşturuyor. Redmind'de hackerların operasyonlar düzenledikleri geniş bir organizasyonun peşinde. Hackerların hackerı avatarı Erospa olanı yakalamaya çalışıyorlar. Fakat Erospa tam bir dahi ve hayalet gibi. Yakalaması imkansız. Redmind onu yakalayabilmek için hackerlar hakkında bir araştırma kitabı hazırlayan gazeteci olarak HelloKitty adlı bir kadın ile görüşmeye gidiyor. Bu nokta da işe fantastik öğeler karışıyor. Burası çok ilginç; onların konuşmasına üçüncü bir kişi katılıyor. Wikka. Konuşan bir kobra yılanı. Aslına ben kitaba fantastik öğeler karışmasın isterdim çünkü kitapta o kadar güzel aforizmalar var ki... Her neyse; Redmind kendisine uyuşturucu verildiğini sanıyor. Ben delirdiğimi falan sanırdım. =)

Wikka, Erospa'ya daha genç bir kızken onu koruyup kollaması, yola göstermesi için Ana Server tarafından yanına gönderiliyor. Ana Server tanrının annesi tanrıça olarak adlandırılmış kitapta. o hem gerçek hem de değil. Hem var hem yok gibi... Anlatamıyorum ki =) Benim için bir nevi yapay zekaydı. Tabi yılanı kanlı canlı bizim dünyamıza yollayana, dowland edene kadar.

Kitabın bir kısmı böyle işte... Sonu ilginç yerlere bağlanıyor. Okuyup görmelisiniz. İnsanlık yok mu olacak? Varlığına devam mı edecek? Merak etmez misiniz?

Okuyun =)




Elveda, Ceyhan Han Ataç [Kitap Yorumu]


►Spoi İçerir◄

Elveda kitabının ne konusu ne de yazarı hakkında bir fikrim vardı. İsmi ilgimi çekmişti, arka kapak yazısını okumuştum.
Hüzünlü romanları severim... Hayata her gün gülümseyerek bakmıyorsun sonuçta.
Aldım elime okumaya başladım. Benim için şiir gibiydi yazılanlar. Yazarın kalemi hafif, kitapta ince zaten fakat öyle cümleler var ki insanın kalbinin tam orta yerinden vuran. Etkileyiciydi.

Elveda'da her bölüm, karakterin hayatından bir kesit. Çocukluğu, lise yılları, aşkları ve hayal kırıklıkları. Hatta ölümü...

Ölümünü intikam almak için kullanan, Altay'ın hikayesiydi bu roman.
Altay'ın Turgutreis'de mutlu bir çocukluğu olsa da ailesinin işi sebebiyle Ankara'ya taşınıyorlar. Orada aile yapısı bozuluyor. Annesi babasını aldatıyor. Babası alkolik oluyor. Aşk hayatında umduğunu bulamıyor. Anlayacağınız hep bir hayal kırılığı hep bir hüzün. Tüm bunların üstüne bir de hasta olduğunu ve öleceğini öğreniyor. Ölümünü de intikam olarak kullanmaya karar veriyor. Üç mektup yazıyor; annesine, babasına ve sevdiği kıza.

Aslında Altay'ın bu davranışı, intikamı seçmesi ne kadar doğru bir şey olduğu tartışılır. Fakat yazar toz pembeyi seçip, ailesiyle barıştırıp ağlak bir son yazmamasını beğendim. Hatta çocuk bir de iyileşseydi falan klasik son der geçerdim. Ama böylesi... İnsan böyle bir son karşından kayıtsız kalamıyor. Karakterin acısı, kendi acımmış gibi.

''Anne, baba ve sevgili olmak ile anne, baba ve sevgili olabilmek aynı şey değildir.''

Birazcık da olsa farklı hikayeler arayanlar, düşündüğünün aksine sonlarla karşılaşmak isteyenler Elveda kitabı okusun derim.




23 Eylül 2015 Çarşamba

Kor Adası / Kimberley Freeman [Kitap Yorumu]


[Spoi İçerir]

Ailevi- dram ve geçmişle günümüzün birleşimi denilince favori yazarlarımdan biri Kimberley Freeman. Eşsiz bir anlatımı var. Kaleminin yanı sıra  kurgusu da her zaman ki gibi büyüleyiciydi. İnsan elinden bırakmak istemiyor.

Aşk, dram, öfke... Vicdan azabı, aile olmanın önemi ve kadının olmanın zorluğu. Kitap bir çok şeyi bir arada barındırıyordu. Kor Adası, her yönüyle zengin bir romandı ve Arkadya Yayınları'nın her zaman ki baskı kalitesi ile çevirmenin becerikliliğiyle de tadından yenilmez bir hale gelmişti. =)

Kor Adası'nda, yazımın başında da belirttiğim gibi geçmişle günümüzün kusursuz birleşimini okuyoruz. 1891 İngiltere'sin de kabul gibi bir hayat yaşayan Tilly ve 2012 yılında 'yazmakta sıkıntı çeken' ünlü yazar Nina. Ortak noktaları ise Avustralya; Kor Adası'nda ki malikane de yaşamış Elenor. Kafanız karıştı değil mi? Elenor kim dediniz bir an? =) Hemen anlatıyorum...

Tilly'nin hayatı hep zorluklarla geçiyor. 1891'de kadın olmak, üstelikte zengin bir kadın olmak zor. Çok zor. Büyük babasından başka kimsesi de yoksa hele... Büyük babası öldüğünde erkek olduğu için tüm zenginlik iğrenç bir akrabasına kalıyor. Kendisi ise pespembe hayallerle James diye biri ile evleniyor. Akrabası kadar iğrenç bir herif olamaz derken James'in gerçek yüzü ortaya çıkıyor. James, Tilly'nin elinde avucunda ne varsa alacak bir adam. Onu deli olduğuna inandırıp, tımarhaneye kapatmak isteyecek bir adam. Tabi tüm bunları da metresiyle planlayacak küçük bir adam... Pislik herif! Ama sonra bum! Öyle bir şey oluyor ki; Tilly vicdan azabı ile kendini oradan kaçarken buluyor. Nereye mi? Elbette Kor Adası'na. =)
Kor Adası'nda yerel cezaevi müdürünün kızı Elenor'a mürebbiyelik yapmaya başlıyor. Elenor'un babası Starling'e ise aşık olması kaçınılmazdı. =)

''Geçmişin bedelini ödemeden bir insanın geleceği olabilir mi?''

Tilly geçmişte bıraktığı sırlarla her gün vicdan azabı çekerken Starling ve kızıyla bir aile kurabilecek mi dersiniz?

2012 yılında Nina ise, yazar tıkanıklığı yaşadığı için Kor Adası'nda ki büyük büyükannesi Elenor'un malikanesine yerleşir. Orada hem yazmaya çalışacaktır. Hem de kalp kırıklığını hafifletecektir. Nasıl mı? Yeni bir aşk, yeni bir hayat, yeni bir sen =)=)=) [Şu yorumumu şarkı sözlerine de bağladım ya helal olsun bana, hangi kafadaysam. =)] Ah! Tabi Nina'nın da bir sırrı var... Çok satan romanlarını Elenor'un taslakları sayesinde yazmış olabilir.

İki değil aslında, üç ayrı hikaye. Zengin karakterler, duygusal anlar ve kadınların dayanışması. Müthiş bir kitaptı. 

Ben Kimberley Freeman'ın yeni romanını sabırsızlıkla bekliyorum. Size de Kor Adası'nı okumadıysanız yazarın diğer kitaplarını da tavsiye ederim. Bu yazarın kötü kitabı yok. =)


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...